Ersele (أرسل) ve Bease (بعث) Arasındaki Fark

kuranevreni610@gmail.com

KURBAN MECID

Kurban Mecid

4/16/20263 min read

ERSELE (أرسل) VE BEASE (بعث)

Kuranda kullanılan bazı yakın anlamlı kelimeler vardır. Bunlara müteradif kelimeler de denir. “…Dil bilginleri aynı anlama delâlet eden farklı lafızları müterâdif şeklinde adlandırmışlardır.” (İslam ansiklopedisi, Lafız maddesi). Bu kelimelere gerekli dikkat gösterilmediğinde aradaki anlam farkı gözden kaçabilir. Bu duruma örnek olarak “ersele” ve “bease” kelimelerini verebiliriz. Bu fiiller kullanılarak resul gönderildiğini ifade eden iki ayet şöyledir.

كَمَآ أَرۡسَلۡنَا فِيكُمۡ رَسُولٗا مِّنكُمۡ يَتۡلُواْ عَلَيۡكُمۡ ءَايَٰتِنَا وَيُزَكِّيكُمۡ وَيُعَلِّمُكُمُ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَيُعَلِّمُكُم مَّا لَمۡ تَكُونُواْ تَعۡلَمُونَ١٥١

“Nitekim kendi aranızdan, size âyetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik” (Bakara, 151)

هُوَ ٱلَّذِي بَعَثَ فِي ٱلۡأُمِّيِّ‍ۧنَ رَسُولٗا مِّنۡهُمۡ يَتۡلُواْ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتِهِۦ وَيُزَكِّيهِمۡ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَإِن كَانُواْ مِن قَبۡلُ لَفِي ضَلَٰلٖ مُّبِينٖ٢

O, ümmîlere, içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderendir. Hâlbuki onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içinde idiler. (Cuma, 2)

Yukarıdaki ayetlere bakarsak ilkinde Hz Muhammed (as)’ın toplumunun arasından gönderilen (ersele) bir peygamber olduğu belirtilirken ikincisinde ümmilerin içinden gönderildiği (bease) söylenmiştir. Bir peygamberin mürsel olması ile mebus olması arasındaki farkı anlamak için kelimelerin Kurandaki kullanımlarına bakmak gerekir.

Resulün görevi Kuranda şöyle açıklanmıştır.

مَّا عَلَى ٱلرَّسُولِ إِلَّا ٱلۡبَلَٰغُۗ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ مَا تُبۡدُونَ وَمَا تَكۡتُمُونَ٩٩

Peygamberin üzerine düşen ancak tebliğdir. Allah, sizin açıkladığınızı da, gizlediğinizi de bilir. (Mide,99)

وَقَالَ ٱلَّذِينَ أَشۡرَكُواْ لَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَا عَبَدۡنَا مِن دُونِهِۦ مِن شَيۡءٖ نَّحۡنُ وَلَآ ءَابَآؤُنَا وَلَا حَرَّمۡنَا مِن دُونِهِۦ مِن شَيۡءٖۚ كَذَٰلِكَ فَعَلَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ فَهَلۡ عَلَى ٱلرُّسُلِ إِلَّا ٱلۡبَلَٰغُ ٱلۡمُبِينُ٣٥

Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdi. (Nahil,35)

Bu ayetlere göre resulün görevi sadece tebliğ yapmaktır. İletilmesi gerekli esasları eksiksiz ve ilavesiz duyurmaktır.

Bease fiilinin kullanımlarına bakarsak bu kelimede görev tanımıyla ilgili olarak görevli kişiye ayrıntılarla ilgili seçme hakkı tanındığı anlaşılmaktadır.

وَكَذَٰلِكَ بَعَثۡنَٰهُمۡ لِيَتَسَآءَلُواْ بَيۡنَهُمۡۚ قَالَ قَآئِلٞ مِّنۡهُمۡ كَمۡ لَبِثۡتُمۡۖ قَالُواْ لَبِثۡنَا يَوۡمًا أَوۡ بَعۡضَ يَوۡمٖۚ قَالُواْ رَبُّكُمۡ أَعۡلَمُ بِمَا لَبِثۡتُمۡ فَٱبۡعَثُوٓاْ أَحَدَكُم بِوَرِقِكُمۡ هَٰذِهِۦٓ إِلَى ٱلۡمَدِينَةِ فَلۡيَنظُرۡ أَيُّهَآ أَزۡكَىٰ طَعَامٗا فَلۡيَأۡتِكُم بِرِزۡقٖ مِّنۡهُ وَلۡيَتَلَطَّفۡ وَلَا يُشۡعِرَنَّ بِكُمۡ أَحَدًا١٩

Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız”? dedi. (Bir kısmı) “Bir gün, ya da bir günden az”, dediler. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Ayrıca, çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin” (Kehf,19)

Bu ayette mağara ashabı içlerinden birini şehre gönderiyorlar. Gönderilen kişiye de temiz yiyeceği arayıp getirmesi görevini veriyorlar. Burada görev tanımı temiz yiyecek bulunması şeklinde geneldir. Ama onu aramak bulmak, hangisinin daha iyi olduğuna karar vermek gönderilenin inisiyatifine bırakılmıştır. Bu görev falanca kişiye git selam söyle ondan şu malzemeyi al ve gel şeklinde ayrıntılı ve seçime yer vermeyen bir tanımlama değildir.

وَإِنۡ خِفۡتُمۡ شِقَاقَ بَيۡنِهِمَا فَٱبۡعَثُواْ حَكَمٗا مِّنۡ أَهۡلِهِۦ وَحَكَمٗا مِّنۡ أَهۡلِهَآ إِن يُرِيدَآ إِصۡلَٰحٗا يُوَفِّقِ ٱللَّهُ بَيۡنَهُمَآۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا خَبِيرٗا٣٥

Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır. (Nisa,35)

Burada da karı-koca arasını düzeltmek için gönderilen hakemden bahsedilmektedir. Hakem, görevi harfi harfine belirlenmiş ve iki tarafa da onları tebliğ etmekle görevli birisi değildir. İki tarafı dinleyen, duruma göre karşılıklı tavizler vererek bir uzlaşma sağlamaya çalışan, belirli dairede hareket etme yetkisi olan karar verici bir kişidir.

Günümüz kullanımında da mebus, hükümet ya da kurumların belirli bir görev için gönderdikleri temel ilkelere dikkat etmek koşuluyla belirli inisiyatifler alabilen ve temsil ettiği kurum adına kararlara imza atabilen kişidir.

۞يَٰٓأَيُّهَا ٱلرَّسُولُ بَلِّغۡ مَآ أُنزِلَ إِلَيۡكَ مِن رَّبِّكَۖ وَإِن لَّمۡ تَفۡعَلۡ فَمَا بَلَّغۡتَ رِسَالَتَهُۥۚ وَٱللَّهُ يَعۡصِمُكَ مِنَ ٱلنَّاسِۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡكَٰفِرِينَ٦٧

Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah, seni insanlardan korur. Şüphesiz Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir. (Maide,67)

Ancak gönderilen (ersele) resul rabbinden indirileni tam olarak tebliğ etmekle görevlidir.

Sonuç; Peygamber gönderilmesi ersele fiiliyle belirtildiğinde yani resulün mürsel olduğu söylendiğinde onun görevinin, tebliğ edilmesi gerekli olan bilgileri eksiksiz ve ilavesiz ulaştırma olduğu anlaşılmaktadır. Peygamber gönderilmesi Bease fiiliyle belirtildiğinde elçilik görevinde temel ilkelere uygun olarak tafsilatta bazı tercihlerde bulunup karar verebilme yetkisinden bahsedilebilir.

Allah en doğrusunu bilir.