Haberin Mübtedaya Takdimi (Haber+Mübteda)
ahmetsogutcu@gmail.com
GRAMER NOTLARI
Ahmet Söğütçü
4/16/20263 min read
Haberin Mübtedaya Takdimi (Haber+Mübteda)
Arapça’da İsim cümlesi Mübteda ve Haber olmak üzere ikiye ayrıldığını, sıralama açısından normalde önce Mübteda sonra da Haberin geldiğinden bahsetmiştik. Fakat bu her durumda zorunlu olmamakla beraber bazı durumlarda haberin mübtedadan önce gelmesinin zorunlu olduğu yerlerden daha önce bahsedildiği gibi, mübtedanın da haberden önce gelmesinin zorunlu olduğu durumlardan bahsedildi.
Bu tür zorunlu durumlar için cümlede ekstra bir mana inceliğinden de bahsedilemez. O yüzden bu bahiste biz mübteda ve haber sıralamasının zorunluluk dışındaki durumlarda haberin önce gelmesi üzerinde duracağız. Bunun yanında böyle bir durumdan bahsedilmesi için haberin fiil cümlesi olmaması gerekir. Zira haberin fiil cümlesi olması durumunda haberin takdim edilemeyeceğini (cümleyi isim cümlesinden fiil cümlesine çevirir) ifade etmiştik.
Dolayısıyla bu başlık altında biz sadece, mübteda veya haber (cümle sıralamasında gramer açısından bir zorunluluk bulunmayan durumlarda) sıralamasının değişmesinin mana yönünde meydana getireceği olası sebeple üzerinde duracağız.
1. Tahsis veya Kasr:
Tahsis veya Kasr, bir belagat terimi olarak, bir şeyin başka bir şeye özel bir yolla has kılınması, özgü kılınması veya tahsis edilmesi ve sadece onu belirtmesidir.
Haber (Müsned) , Mübteda (müsnedün ileyhe) ile tahsis edilmek isteniyorsa haber mübtedadan önce söylenebilir yani haber mübtedaya takdim edilir.
Diyelim ki Zeydin oturmakta olduğunu düşünen birine kafasındaki bu yanlış fikri izale etmek için konuşmacı:
قَائِمٌ زَيْدٌ
Ayaktadır, Zeyd.
Bu cümlede Kaimun ifadesi haber, Zeyd Mübtedadır.
Bu şekildeki bir sözle muhataba ayakta olduğu, oturmadığı veya başka bir şey yapmadığı ifade edilebilir.
لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُۘ
…O’na aittir Mülk ve O’nundur Hamd… (Tegabun 1)
Ayetin bu kısmında “lehu” haber ve “elMülkü” mübteda ve yine ikinci cümle “Lehu” haber, “Elhamdü” mübtedadır. Burada mülkün Allaha has olduğu, sadece O’na ait olduğu vurgulanmaktadır başka kimseye değil. Aynı şekilde her türlü övgüye layık nitelikler eksiksiz biçimde sadece kendisine ait olduğu vurgulanmaktadır. Mülkün de övgüye değer her şeyin de asıl ve gerçek sahibi Allahu Tealadır başka kimse değildir.
لَكُمْ دينُكُمْ وَلِيَ دينِ
Sizin dininiz size, benim dinim banadır. (size aittir/sizin içindir sizin dininiz, bana aittir/benim içindir benim dinim). (Kafirun,6)
Bu ayette “leküm dinikum” ifadesinde “lekum” haber, “dinukum” mübteda ve aynı şekilde ikinci cümlede “liye” haber, “dini” mübtedadır. Buradaki takdimin sebebi sizin dininizle benim dinim arasında herhangi bir ortaklık, anlaşma ve benzerliğin bulunmaması ve bu iki dinin karıştırılmasının imkansız olduğudur. Bu aslında ayetin öncesinde ifade edilenlerin özlü biçimde bir özetidir. Herkes kendi dininde, hesabında sorumludur. Kimse bir başkasının dininden veya hesabından sorumlu değildir.
وَاِنْ كَذَّبُوكَ فَقُلْ لي عَمَلي وَلَكُمْ عَمَلُكُمْۚ اَنْتُمْ بَر۪ٓيؤُنَ مِمَّٓا اَعْمَلُ وَاَنَا۬ بَر۪ٓئٌ مِمَّا تَعْمَلُونَ
Eğer seni yalanlıyorlarsa, de ki: benim amelim bana (bana aittir benim amelim) sizin ameliniz sizedir (size aittir sizin ameliniz). Siz, benim yaptıklarımdan berisiniz, ben de sizin yaptıklarımızdan beriyim. (Yunus,40)
Bu ayette de benzer şekilde birinci cümledeki “li” öne geçmiş/mukaddem haber, “ameli” sonraya bırakılmış/muahhar mübtedadır. İkinci cümle de “leküm” mukaddem haber, “ameluküm” muahhar mübtedadır.
2. Soruya Cevap olduğu zaman
Sorulan soruda soru edatı haber konumunda bulunuyorsa cevapta da haberin önce söylenmesi uygun olur. Bu durum soru sorulması bile konuşanın sanki sorulmuş gibi veya sorulduğunu varsayılarak da ifade edilebilir.
Örneğin:
مَتَى عِيدُ الْأَضْحَى؟
Kurban bayramı ne zaman?
في نِيسَان عِيدُ الْأَضْحَى
Nisandadır, Kurban bayramı.
Soru cümlesinde meta (ne zaman) cümlenin haberi, “i’dul edha” (kurban bayramı) Mübtedadır. Cevap cümlesinde de fi nisan ifadesi haberdir ve takdim edilmiştir.
أيْنَ محمد؟
Muhammed nerede?
فِي البَيْتِ محمدٌ
Evdedir Muhammed.
Buradaki irab da bir önceki örnekteki gibidir.
كَيْفَ زَيْدٌ؟
Zeyd nasıl?
مَرِيضٌ زيد
Hastadır Zeyd.
3. İştiyak meydana getirmek
Bazen mübteda tehir edilerek yani haber öne alınarak haberde verilen şeylerin kimin hakkında olduğu konusunda dinleyende merak, ilgi oluşturulmak istenir.
Arap şairi Mütenebbi’nin şu şiiri bu usluba bir örnektir.
ثَلاَثَةٌ تُشْرِقُ الدّنُيْاَ بِبَهْجَتِهَا شَمْسُ الضُّحَي وِأَبُو إِسْحَاقَ وَالْقَمَرُ
Dünyayı parlaklığı ile aydınlatan 3 şey vardır; Kuşluk Güneşi, Ebu İshak ve Ay.
Ebu ishak Abbasi Halifesi Harun Reşid’in künyesi olup, şairin övmek için yazdığı bu şiirde, aslında cümlenin normal dizilimi “kuşluk güneşi, ebu ishak ve ay, dünyayı parlaklığı ile aydınlatan 3 şeydir. “ fakat şair haberi öne getirerek dinleyicide merak ve ilgi bırakmak istemiş, dinleyicide neymiş bu 3 şey dedirtmek istemiştir.
4. İftihar maksadıyla
تَمِيمِيٌّ انَا
Temimliyim Ben.
Ben temimliyim deseydi bu normal bir mübteda ve haber cümlesi olurdu. Ancak kabilesini öne alarak bundan övünç ve iftihar duyduğunu belirtmiş oldu.
5. Sevinçli ve kötü bir haberin takdimi
غَالِبٌ محمدٌ
Galiptir, Muhammed.
Bir müsabaka veya Muhammedin kazandığı bir mücadele sonrasında konuşmacı haberi yani sevinci öne alarak mutluluğunu izhar etmiş oluyor.
Benzer şekilde;
غَائِبٌ طِفْلُ زَيْدٍ
Kayıptır, Zeydin Çocuğu.
Burada bizim zikrettiğimiz dışında da maksatlar ve saydığımız maksatların altında daha farklı alt başlıklar ve özellikler bulunabilir. Ancak haberin mübtedaya zorunlu olmadığı halde takdiminde meydana gelmesi muhtemel manaları yansıtılmaya çalışılmıştır.
Sonuç: Haberin müptedaya takdiminde Kuran’dan örnekler tahsis veya kasr sebebiyle pek çoktur ve bazı örneklerini zikretmiş olduk. Bunun dışında farklı örnekler tespit edilirse eklenecektir.

Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.
kuranevreni610@gmail.com
