İsmi Mevsuller (Genel Özet)

ahmetsogutcu@gmail.com

GRAMER NOTLARI

Ahmet Söğütçü

5/23/20264 min read


İsmi Mevsuller (Genel Özet)


İsm-i mevsul (الموصول / el-mevsûl) kelimesi, “ulaşmak, bağlanmak, bir şeyi başka bir şeye eklemek” anlamlarına gelen وَصَلَ (vasale) fiilinden türemiştir. Bu fiilin masdarları arasında وَصْلٌ (vaslun) ve صِلَةٌ (sılatun) yer alır.

Buna göre وَصَلَ (vasale) fiili; bir şeyi başka bir şeye bağlamak, birleştirmek ve irtibatlandırmak anlamlarına gelir ki ism-i mevsulün dilsel mantığıyla en çok ilişkili olan anlam da budur. Nitekim ism-i mevsul, kendisinden sonra gelen sıla cümlesiyle tamamlanan ve onunla anlam bağı kuran bir yapı olması bakımından “bağlama ve ilişkilendirme” fikrini bünyesinde taşımaktadır.

Bu yüzden kısaca: Kendinden sonra gelen sıla cümlesiyle birlikte anlamı tamamlanan, öncesinde bilinen marife isimlere ism-i mevsul denir.

İsm-i mevsuller de kendi içerisinde hâss (خاص / hâss) ve müşterek (مشترك / müşterek) olmak üzere iki ana kısma ayrılır.

1- Hass İsmi Mevsuller:

Müfred, tesniye, cemi, müzekker ve müennes oluşuna göre özel lafızlarla kullanılan belirli mevsullerdir. الَّذِي (ellezî), الَّتِي (elletî), الَّذِينَ (ellezîne) gibi lafızlar bu gruba girer.

Has ismi mevsuller şunlardır:

Tür

Müennes

Tekil (Müfred)

الَّذِي (ellezî)Müzekker

الَّتِي (elletî)Müennes

“ki o”, “olan kimse”

İkil (Tesniye) – Merfû

اللَّذَانِ (ellezâni)Müzekker

اللَّتَانِ (elletâni)Müennes

İki erkek / iki kadın için

İkil (Tesniye) – Mansûb/Mecrûr

اللَّذَيْنِ (ellezeyni)Müzekker

اللَّتَيْنِ (elleteyni)Müennes

İki erkek / iki kadın için

الَّذِينَ (ellezîne)Müzekker

اللَّاتِي (ellâtî), اللَّائِي (ellâî), اللَّوَاتِي (ellevâtî)Müennes

Erkekler / kadınlar için-Çoğul (Cemi)

2- Müşterek İsmi Mevsuller:

Müşterek ism-i mevsul, “makamın değişmesiyle lafzı değişmeyen; yani müfred, müsenna, cem‘, müzekker ve müennes için aynı lafız üzere kullanılan ism-i mevsul” şeklinde tanımlanır. Bu tür mevsuller, farklı sayı ve cinsiyetlerde aynı formu korudukları için “müşterek” olarak isimlendirilmiştir.

مَن(men):

Akıllı varlıklar ve insanlar için kullanılır. Türkçede çoğunlukla “...-en, ...-an”, “o kimse ki” anlamı verir.

مَا (mâ):

Genellikle akılsız varlıklar, hayvanlar ve cansız nesneler için kullanılır. Türkçede “...-en, ...-an”, “o şey ki” şeklinde karşılanabilir.

أَيٌّ (eyyün):

Hem akıllı hem akılsız varlıklar için kullanılabilen ve çoğunlukla muzaf olarak kullanılan ism-i mevsuldür.Türkçede bağlama göre “hangi”, “herhangi bir”,

A-Hâss İsm-i Mevsullerin İrabı

Hâss ism-i mevsullerden müfred (tekil) ve cemi sikaları mebnî, tesniye sigaları ise murabdır.

1. Mebni Olanlar

Şu ism-i mevsuller mebnîdir ve cümledeki konumlarına göre sonları değişmez:

  • الَّذِي (ellezî)

  • الَّتِي (elletî)

  • الَّذِينَ (ellezîne)

  • اللَّاتِي (ellâtî)

  • اللَّائِي (ellâî)

  • اللَّوَاتِي (ellevâtî)

Bunlar cümlede:

  • merfû,

  • mansûb,

  • mecrûr

olsalar da lafızlarında değişiklik meydana gelmez.

Örnek:

  • جاءَ الَّذِي نجحَ
    (Başarılı olan geldi.)

  • رأيتُ الَّذِي نجحَ
    (Başarılı olanı gördüm.)

  • مررتُ بالَّذِي نجحَ
    (Başarılı olana uğradım.)

Bu örneklerde الَّذِي (ellezî) farklı i‘rab mahallerinde bulunduğu hâlde lafzı değişmemiştir.

2. Mu‘rab Olanlar

Tesniye sigaları ise irab alır ve sonları değişir.

Durum

Müzekker

Müennes

Merfû

اللَّذَانِ (ellezâni)

اللَّتَانِ (elletâni)

Mansûb / Mecrûr

اللَّذَيْنِ (ellezeyni)

اللَّتَيْنِ (elleteyni)

Örnek:

  • جاءَ اللَّذَانِ نجحا
    (Başaran iki erkek geldi.)

  • رأيتُ اللَّذَيْنِ نجحا
    (Başaran iki erkeği gördüm.)

Burada tesniye olmaları sebebiyle elif ve yâ ile irab gerçekleşmektedir.

Müşterek İsm-i Mevsullerin İ‘rabı

Müşterek ism-i mevsullerin tamamına yakını mebnîdir. Yani cümledeki konumlarına göre merfû, mansûb veya mecrûr olsalar da lafızlarının sonu değişmez. Ancak أَيٌّ (eyyün) diğer müşterek ism-i mevsullerden farklı olarak mu‘rabdır.

1. Mebnî Olanlar

  • مَنْ (men)

  • مَا (mâ)

  • ذَا (zâ)

  • الْ (el)

Bu lafızlar cümlede farklı i‘rab mahallerinde bulunsalar da sonlarında değişiklik meydana gelmez.

Örnekler:

  • جاءَ مَنْ نجحَ
    (Başaran kimse geldi.)

  • رأيتُ مَنْ نجحَ
    (Başaran kimseyi gördüm.)

  • مررتُ بِمَنْ نجحَ
    (Başaran kimseye uğradım.)

Bu örneklerde مَنْ (men) farklı konumlarda bulunduğu halde lafzı değişmemiştir.

2. Murab Olan

أَيٌّ (eyyün)

müşterek ism-i mevsuller içerisinde mu‘rab olan tek lafızdır. Cümledeki yerine göre hareke alır ve çoğunlukla muzaf olarak kullanılır.

ݑrab Durumu

Örnek

Merfû

أَيُّهُمْ ناجحٌ (?Hangisi başarılıdır)

Mansûb

أَيَّهُمْ رأيتَ؟ (?Hangisini gördün)

Mecrûr

بِأَيِّهِمْ مررتَ؟ (?Hangisine uğradın)

Bu yönüyle أَيٌّ (eyyün), diğer müşterek ism-i mevsullerden ayrılmaktadır.

İsm-i Mevsullerde Râbıt (Aid) Zamir:

İsm-i mevsullerle ilgili en önemli nahiv inceliklerinden biri râbıt zamir (الضمير الرابط), diğer adıyla âid zamir (العائد) meselesidir.

Aid zamir, ism-i mevsulü (الذي, من, ما vb.) kendisinden sonra gelen sıla cümlesine bağlayan ve ona dönen zamirdir.

Başka bir ifadeyle:

Sıla cümlesi içinde bulunan ve ism-i mevsule geri dönen zamire açık veya gizli zamire “aid zamir/rabıt zamir/raci zamir” denir.

Örnek 1

  • جاءَ الَّذِي أَكْرَمْتُهُ
    (Kendisine ikram ettiğim kişi geldi)

Burada:

  • الَّذِي → ism-i mevsul

  • أَكْرَمْتُ هُ → âid zamir

➡️ “هُ”

zamiri “الَّذِي”ye döner.

Örnek 2

  • مَنْ رَأَيْتُهُ أَحْسَنْتُ إِلَيْهِ
    (Gördüğüm kimseye iyilik ettim.)

Burada:

  • “هُ” → âid zamir

Örnek 3 (ma ile)

  • مَا قَرَأْتُهُ نَفَعَنِي
    (Okuduğum şey bana fayda verdi)

Bazen âid zamir cümlede açıkça zikredilmez (mahzuf olur).

Aid (Râbıt) Zamirin Hazfi

Aid zamir, ism-i mevsulü sıla cümlesine bağlayan zamirdir ve bazı durumlarda hazfedilebilir. Ancak bu hazif gelişigüzel değildir; belirli nahiv şartlarına bağlıdır. Bu hazif çoğu zaman: tekrarın önlenmesi,cümlenin hafifletilmesi, anlatımın akıcılığı için tercih edilir.

Aid zamir düşürüldüğünde anlam kapalı kalmamalı, başka bir ihtimale yol açmamalıdır.

Örnek:

  • جاءَ الَّذِي رَأَيْتُ
    (Gördüğüm kişi geldi)

Burada aslında:

  • رأيتُهُ

➡️ takdirindedir. Ancak “kimi gördüm?” açık olduğu için hazif caizdir. Aid zamir veya raci zamir olmak zorundadır ve sıla cümlesi içinde mefulün bih (nesne) olmaktan başka ihtimali olmayacağı için takdiren meful (nesne) konumundadır.

Özetle sıla cümlesi, ismi mevsule raci zamir olmadan da mevsule bağlanmasında gramer olarak karışıklık olmadan tek bir ihtimale sahipse hazif caiz olur.

Eğer zamir düşürüldüğünde; anlam karışılıklığı oluyorsa veya bağ kopuyorsa hazif caiz değildir.

Bu konunun devamında, ism-i mevsullerin Kur’an’daki kullanım biçimleri, aralarındaki farklar ve ifade ettikleri ince anlam katmanları daha detaylı bir şekilde ele alınacaktır.