İsrail Kimdir? Kurana dayalı bir analiz…

ahmetsogutcu@gmail.com

Ahmet Söğütçü

11/27/20259 min read

Kur’an’da “İsrail” ismi tek başına iki yerde (Al-i İmran, 93; Meryem, 58) geçer. Bu ismin kime ait olduğu konusunda genel kabul, İsrail’in Yakub’un (as) lakabı veya diğer ismi olduğudur. Ancak bazı Kuran araştırmacıları tarafından bu görüş sorgulanmış ve çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Bu çeşitli görüşler arasında en bilindik olanları İsrail’in kimliği hakkında Ademin katil oğlu (Kabil) olduğunu, bazıları Yusuf’un en büyük abisi, bazıları Nuh ile birlikte gemide olan bir kişi, bazıları israil’in kişi değil bir grubu veya topluluğu ifade ettiği şeklindedir. Bu yazıda bu iddialar ele alınmayacaktır. Yazının amacı geleneksel kabule göre İsrail’in Yakub olduğu düşüncesini Kuran’ın teyid edip etmediğini ortaya koymaya çalışmaktır. Geleneksel kabul burada Kuran’a dayalı bir analizle İsrail’in Yakub olduğunu kabul etmemiş olsa da bu onun mutlaka Kuran’a aykırı olduğu anlamına gelmez. Bu yazıda amaçlanan Kuran’a göre de İsrail ile ifade edilen kişinin Yakub (as) olduğunu ispatlamaya çalışmaktır.

1- İsrail’in Yakub olmadığının delile ihtiyacı Yakub olduğu iddiasından daha önceliklidir.

Aksi net biçimde ispatlanana kadar herkesin bildiği ve kabul ettiği, sadece muharref Tevrat ve ona inananlar değil, tarih boyunca herkes tarafından bilinen bir şey olduğu için İsrail kimdir sorusuna Kuran doğrudan cevap vermemiş olabilir. Örneğin bir tarih kitabında yazar Sultan 2. Mehmed’e bir yerde Fatih başka bir yerde Sultan Mehmed dese elbette belagat gerekçeleri saklı kalmak şartıyla Fatih’in İstanbul'u fetheden Osmanlı Sultanı Mehmed’in lakabı demesine gerek yoktur. Yazardan okuyucuların beklentisi zaten malum ve ihtilaf bulunmayan böyle bir bilginin eğer yanlışsa tekzib edilmesi, düzeltilmesi gerektiğidir. Dolayısıyla İsrail’in Yakub olduğuna delil olmasaydı bile, Yakub'un İsrail olmadığına delil olmadığı durumda bu bile başlı başına delil değeri taşırdı. Bu yüzden İsrail’in Yakub (as) olduğunu söyleyenlere deliliniz nedir sorusundan önce kabul etmeyenlerin karşı delil getirme sorumluluğu daha fazladır. Bugüne kadar ortaya konanlar arasında delil namına üretilenlerin hiçbirisinin ilmi yönden incelenmeye değer bir kıymeti bile olmadığını düşüncesindeyiz.

2-Ali İmran 93 bağlamında;

كُلُّ الطَّعَامِ كَانَ حِلًّا لِبَنٖٓى اِسْرَٓاءٖيلَ اِلَّا مَا حَرَّمَ اِسْرَٓاءٖيلُ عَلٰى نَفْسِهٖ مِنْ قَبْلِ اَنْ تُنَزَّلَ التَّوْرٰيةُؕ قُلْ فَاْتُوا بِالتَّوْرٰيةِ فَاتْلُوهَٓا اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ ﴿٩٣﴾

Tevrat indirilmeden önce, Beni İsrail’e yiyeceklerin tamamı helaldi ancak İsrail’in nefsine haram saydıkları hariç. Eğer iddianızda samimi iseniz getirin Tevrat’ı, okuyun! (Ali İmran,93)

Resullerin kendisine haram kıldığı/saydığı (saydığı diye çevirmek daha doğru, tefil babına uygundur) şeyler Allah’ın emri gereğidir. Nitekim Tevrat indirilmeden önce İsrail’in kendisine haram kıldıkları hariç tüm yiyecekler helaldi diyor. Tüm yiyeceklerin helal olması imkansızdır. Eğer İsrail Resul değilse İsrail oğullarına tüm yiyecekler helal olması lazım ki bu imkansızdır. Burada helaller dairesinin bir çerçevesi veya helalleri mutlaka daraltıcı bir şeylerin olması gerekir. Allah burada bu daraltıcı istisnayı İsrail üzerinden söylüyor ki bu onun Allah resulu olarak keyfi değil Allah’ın haram kıldığını haram sayması olarak anlaşılması gerektiğini ortaya çıkarıyor.

Ali İmran 93' de İsrail eğer Resul olmazsa çok mantıksız bir durum ortaya çıkar. Zira sanki her şey helalmiş de İsrail denen bir zat bazı haramları kendinden uydurmuş olur. Evet birilerinin kendinden haram uydurması imkan dahilindedir ancak tüm yiyeceklerin helal olması mümkün değildir. İslam’da tüm yiyecekler hiçbir zaman helal değildi, helallerden mutlaka Allah’ın haram kıldıkları istisnası vardır. Ayette de bu istisna İsrail üzerinden belirtilmektedir. Neden Allah’ın haram kıldıkları değil de İsrail’in nefsine haram saydıkları dediğini şöyle ifade edebiliriz. Bir resul kendine ancak Allah’ın haram kıldıklarını haram sayabilir, dolayısıyla bu haramlara resul ilavede bulunmamış veya eksiltme yapmamıştır. Bu haramlara resul de diğer müminler gibi tabi olmuştur. Diğer bir sebebi ise Beni İsrail’in muharref tevrattaki bazı yiyeceklerle Kuran’daki haram kılınanlar arasındaki uyuşmazlıklardır. Halbuki onların kendilerini isnat ettiği kişi İsrail’dir ve Tevrat indirilmeden önce gelmiştir dolayısıyla Tevrattaki cezai maksatla geçici bazı yasakların olması dinin aslından değildir. Dinin aslı "ey Yahudiler sizin de kendinizi nispet ettiğiniz İsrail’de yani Yakub’tadır." mesajı verilmektedir. Burada özellikle konu Beni İsrail’e haram kılınan yiyecekler olduğu için İsrail ismi zikredilmiştir.

3-Harrame fiili üzerine

Harrame tefil babında bağlama uygun olarak haram kılmak manasına da gelebilir, haram saymak manasına da. Helal fiili de aynı şekilde örnek olarak:

قَاتِلُوا الَّذٖينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَلَا بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَلَا يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَلَا يَدٖينُونَ دٖينَ الْحَقِّ مِنَ الَّذٖينَ اُوتُوا الْكِتَابَ حَتّٰى يُعْطُوا الْجِزْيَةَ عَنْ يَدٍ وَهُمْ صَاغِرُونَ۝

Kendilerine kitap verilenlerden, Allaha ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah ve resulünün haram kıldığını (ma harrame llahu ve resuluhu), haram saymayan (la yuharrimune), hak dini yükümlülük kabul etmeyenlerle aşağılanmış/yenik düşmüş olarak olarak kendi elleriyle cizye verene kadar savaşın. (Tevbe 28)

Bu ayete dikkat edilirse harrame/yuharrimu fiilleri aynı babtan gelmiştir. Ancak la yuharrimune ifadesine haram kılmayanlar manası verilemez. Allah’ın haram kıldığı zaten haram kılınmıştır tekrar onu haram kılmamak değil haram saymamaktan bahsedilmektedir. Resullerin harrame fiili de Allah’ın haram kıldığını haram kılmak yani haram saymaktan ibarettir.

Yine Ali İmran 50. ayette İsa (as) Yahudilere kendilerine haram kılınan bazı şeyleri helal kılmaya geldiğinden bahsetmektedir. Esasında İsa (as) daha önce geçici ve cezai maksatla daha önce Allah’ın haram kılıp sonradan kaldırıp helal kıldığını helal saymak için gelmiştir. Bunların yanında bu haramların bazıları Yahudilerin kendi uydurduğu yani kendilerine haram kılınan değil haram sayılanlar da olması mümkündür ancak bu konumuz dışındadır. Nihayetinde resullere isnatla gelen harrame/yuharrimu fiillerinin manası haram kılma değil Allah’ın haram kıldığını veya helal kıldığını haram sayma veya helal saymadır. Bu nedenle İsrail’e isnat edilen harrame fiili için de böyle düşünmek zorundayız.

4- Meryem 58 bağlamında;

اُو۬لٰٓئِكَ الَّذٖينَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيّٖنَ مِنْ ذُرِّيَّةِ اٰدَمَ وَمِمَّنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍۘ وَمِنْ ذُرِّيَّةِ اِبْرٰهٖيمَ وَاِسْرَٓاءٖيلَ وَمِمَّنْ هَدَيْنَا وَاجْتَبَيْنَاؕ اِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُ الرَّحْمٰنِ خَرُّوا سُجَّدًا وَبُكِيًّا ﴿٥٨﴾

Elmalılı Hamdi Yazır Meali:

19.58 - İşte bunlar Allahın kendilerine in'am eylediği Peygamberlerden, Âdem zürriyyetinden ve Nuh ile beraber taşıdıklarımızdan ve İbrahim ve İsrail zürriyyetinden ve hidayete erdirdiğimiz ve ictiba ettiğimiz (seçkin kıldığımız) kimselerdendir. Kendilerine Rahmanın âyetleri tilâvet olunduğu zaman ağlayarak secdelere kapanırlardı.

Bu ayette de İsrail’in İbrahim’den sonra ve Nebiler birlikte zikredilmesi onun sıradan biri olmadığını yani keyfine göre haram helal koyacak biri olmadığını gösteriyor. Tam tersi bu ayetlerde zikredilen kişilerin hepsi seçkin insanlardır.

Zamansal olarak da İbrahim’den sonra olduğu ve onun soyundan olduğu belli. İsrail isminin Musa'dan önce yaşadığı da bellidir.

Aynı zamanda Beni israil’in 12 boy olduğu da Kuranda açıktır. 12 tane çocuğu olan ise Kuran’da Yakup'tan başkası değildir. Çünkü Yusuf rüyasında 11 kevkeb görüyor…kendisi dışında 11 kardeşi olduğu da açıktır.

5-Muhatap algısı ve mesajın doğru iletilmesi

Muhataplarınız "biz Beni İsrail’iz" yani "Yakub’un çocuklarının, nesliyiz" diyorsa ki (aksini iddia eden ve düşünen yok) ve bu yanlış bir bilgiyse, onlara bu şekilde hitap edilmesinden önce İsrail'in Yakub olmadığı ifade edilmelidir. Elbette dayandığımız tek gerekçe bu değildir. Bununla ilgili pek çok işaret İsrail’in Yakub olduğunu göstermektedir.

Bu maddeye şöyle bir itiraz sunulabilir; “her yanlış Kuran’da doğrudan “o öyle değil” şeklinde dile getirilmemektedir. Örneğin Kuran’da Adem kıssaları anlatılmakta ve Yahudiler Adem’in ilk insan ve eşinin de onu kaburga kemiğinden yaratıldığından bahsetmekte Kuran bunları doğrudan reddetmiyor ancak anlattıklarıyla reddediyor.”

Fakat bu itirazda ciddi bir ihmal söz konusudur. Çünkü Kuranda defalarca “ya beni İsrail” hitapları vardır, bu ifadeler İsrail ile Yakub’un aynı kişi olduğunu, hitap edenin kabul ettiğini gösterir. Eğer buna rağmen böyle hitap edeceksiniz en başta İsrail’in Yakup değil başka kim olduğunu ifade etmeniz gerekirdi. Doğal olan budur. Ancak bu demek değildir ki İsrail lakabının Yakub’a veriliş hikayesini de, onun hakkında uydurulan her şeyi de kabul etmek zorundasız. Elbette hayır. İsrail ismini kabul ederseniz Yakubun Tanrıyla güreştiğini de kabul etmek zorundasınız şeklindeki argümanların değeri yoktur. İsrail lakabının Yakub’a veriliş hikayesini Kuran asla muharref Tevrattaki gibi tasdik etmez, tam tersi sadece bu lakabın ona ait olduğunu kabul eder. Zira Yakub isminin veriliş hikayesi muharref Tevratta farklıdır, Kuranda farklı anlatılır. İsrail lakabının da veriliş hikayesi Kuran’da yok diye Yahudilerin uydurduklarına itibar etmek zorunda değiliz tam tersi itibar etmeyiz. Yakub (as) ismi muharrref Tevratta doğum sırasında ikiz kardeşinin hemen arkasından doğduğu veya doğumu sırasında topuğundan tuttuğu için bu isim verilmiştir ancak Kuran bundan bahsetmez tam tersi Yakub ismi İbrahim’e henüz babası İshak (as) bile doğmadan önce verilmiş bir isimdir. Yakup (bu ona Allah’ın daha doğmadan verdiği isimdir) daha sonra insanlar tarafından İsrail lakabıyla güzel bir lakap olarak da meşhur olmuştur. (Muhtemel Mısırda ve Tanrının kulu, esiri yani Abdullah manasına gelmektedir.) Özetle bazı kimselerin "İsrail'in Yakub'un lakabı olduğunu kabul ederseniz bu lakabın ona Muharref Tevrat'da nasıl verildiğini de kabul etmek zorundasınız" şeklinde karşı çıkışlar ancak şark kurnazlığıdır başka bir şey değildir.

6-İsrail ve Yakup İsminin bağlama göre zikredilmesi

Kuranda pek çok yerde Yakup ismi geçerken neden 2 yerde İsrail ismini kullandı sorusunun cevabı ise bağlam ve belagatla ilgilidir. Sultan 2. Mehmet derseniz Osmanlı padişahı olarak 2.murattan sonra tahta geçen hükümdara vurgu yapmış olurken, Fatih dediğinizde onun büyük bir komutan ve İstanbul’u fethetmiş biri olduğuna dönük vurgu yapmış olmak gibi...Örneğin hiçbir hatip miting alanında "Ey Mehmed'in torunları!" demez "Ey Fatihin torunları!" der. Fatihin asıl adı Mehmed’dir. Fakat izinden gidenlerin nispeti Fatih’e yapılır. Bunun gibi Yakup ismi Allah’ın henüz o daha doğmadan verdiği özel bir isimdir. Bu onun resulluğü ve risalet soyunun öncülerinden biri olduğunu vurgular. Ancak İsrail tarihsel arka planı olan, kendisini onun izinde gitmekle kendini niteleyenlere dönük bir vurgu taşır. Beni İsrail bu yönüyle sadece biyolojik bir soy bağını ifade etmez, "atayı" ifade eder.

Zaten Kuran’da müminlerin kendilerini isnat ettiği atalar, büyük şahsiyetler yani Allah’ın seçkin kullarıdır. Bizim atamız örneğin İbrahim’dir ancak İbrahim’in babası Azer bizim atamız değildir. Çünkü kafirler gerçekten bizim biyolojik köklerimiz olsa bile kendimizi onlara nispet etmeyiz. Müminler kimlik olarak ancak müminlere nispet edilir. Müminlerin öz babaları dedeleri veya cedleri kafirse onlar bizim atalarımız değildir. Çünkü İslam’da Ata, oğullarının izinden gittiği ve izinden gidilmeye layık kişilerdir. Kafirden mümine Ata olmaz.

Son olarak İsrail hakkında bugüne kadar Yakup (as) dışında üretilen alternatifler tutarlı ve etraflıca ele alınmış değildir. Farklı görüşler ortaya çıkarsa, ileri sürülen delillere göre bu yazının devamı olarak ele alınabilir veya bu konudaki şahsi kanaat değişebilir. Burada amaç ne geleneği körü körüne aklamak ne de Kurani yöntemle yapılan çalışmaları karalamak olmadığı bilinmelidir. En doğrusunu şüphesiz Rabbimiz bilir.

Not: Son olarak şunu da hatırlatmakta yarar var, maalesef pek çok zaman dillerimizle söylediklerimizi kalplerimiz kastetmese de bir terör devletinin adını anarken sadece İsrail ismi zikredilmek suretiyle hakaret ve beddualar edebilmekteyiz. Bu konuda daha hassas davranmamız gerekir. Örneğin “kahrolsun İsrail” derken elbette kastettiğimiz terör devleti, Yahudi devletidir ancak daha dikkatli olunması ve ettiğimiz kelimelerin bilincinde olmamız gerekmektedir. Çünkü İsrail’e Yakup diyorsak (büyük ve genel kabul) İsrail Yahudilerin değil bizim resullerimizden biridir. Yahudilik de resullerin izinden gittiğini iddia etse de Allah’ın resullerine düşman kimseler eliyle, Allah’ın kitabını tahrif ederek, değiştirerek kendi yazdıklarını koyanlar tarafından oluşturulmuş bozuk bir dindir.

اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّهٖ وَالْمُؤْمِنُونَؕ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِهٖ وَكُتُبِهٖ وَرُسُلِهٖؕ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِه۪۠ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ الْمَصٖيرُ ﴿٢٨٥﴾

Allah’ın elçisi ve müminler, Rabbinden ona indirilene iman ettiler. Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, resullerine iman ettiler. “O’nun elçileri arasında ayırım yapmayız” ve derler ki: “İşittik, itaat ettik, bağışlamanı dileriz rabbimiz, gidiş sanadır” (Bakara, 285)

لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَاۜ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْۜ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَس۪ينَٓا اَوْ اَخْطَأْنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَٓا اِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِه۪ۚ وَاعْفُ عَنَّا۠ وَاغْفِرْ لَنَا۠ وَارْحَمْنَا۠ اَنْتَ مَوْلٰينَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرٖينَ ﴿٢٨٦﴾

Allah kimseye, gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü kılmaz; lehinde olanı da kendi kazandığıdır, aleyhinde olanı da. “Rabbimiz! Unutur veya yanılırsak bizi cezalandırma! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme! Üstesinden gelemeyeceğimiz şeyleri boynumuza borç kılma! Bizi bağışla, ayıplarımızı ört ve bize rahmetinle muamele buyur! Sen bizim mevlamızsın; Kafir topluluğa karşı bize yardım et! (Bakara, 286)