Kadının Şahitliği Meselesi

ahmetsogutcu@gmail.com

AHMET SÖĞÜTÇÜ

Ahmet Söğütçü

12/11/20258 min read

Bu yazıda Bakara 282’de borç ayeti ile ilgili 1 erkek yerine istenen 2 kadın şahidin, 2 erkek bulunmadığı durumda şart olup, bunun da sebebi kadının yetersizliğinden değil şahitlere zarar gelme ihtimaline karşı kadını korumak amaçlı olduğu anlatılmaya çalışılmıştır.

Burada kadına dönük bir ayrımcılık varsa buna ancak pozitif ayrımcılık diyebiliriz. Zira şahitlikten kimse bir çıkar veya menfaat gözetmeyeceğine göre, tam tersi ekstra bir yük ve risk taşıyacağından ötürü, bu risk öncelikle erkeklerin üzerine verilmiş, 2 erkek değil sadece 1 erkek şahid bulunabildiği durumlarda zorunlu olarak 2 kadın şahid istenmiştir. Detaylarına yazıda girilecektir. Ancak Allah, kadına aklen bir eksiklik izafe ettiği için değil, kadını çekişme ve dava ihtimali yüksek durumlardan uzak tutmak veya buna karşı erkeğe göre kadını bu tür davaya konu olabilecek hallerde daha güçlü tutmak istemiştir.

Bakara 282’de yer alan borç akitleri düzenlemesi, Kuran’ın hukuki düzenlemeleri arasında benzersiz bir ayrıntı düzeyine sahip olan Kuran’ın en uzun ayetidir. Konuyla ilgili ayet çoğu zaman “şahitlikte kadın-erkek oranı” tartışmasına indirgenmiş olsa da, borç ilişkilerini kurumsal ve güvenli bir yapıya kavuşturmak olduğu görülür. Kur’an burada bir “noterlik prosedürü” çerçevesi sunmakta; yazılı sözleşme, tarafların ehliyeti, katibin ve şahitler ayrıntılı biçimde anlatılmaktadır

Konuyla ilgili öncelikle geleneksel fıkıh ve mezheplerin çoğunluğuna göre klasik görüşü şu şekilde özetleyebiliriz. İlgili ayette “Yazın” emri çoğunluğa göre bağlayıcı değil menduptur, yani yapılması daha iyidir ama şart değildir. Ayetteki “bir katip yazsın” ifadesi, tarafların okuryazar olması halinde kendilerinin yazabileceği, değilse ehil bir katibin devreye gireceği şeklinde yorumlanmıştır. Şahitlik, yazmanın alternatifi değil tamamlayıcısıdır. Yani hem yazılacak hem de şahitler olacaktır. Diğer konularda kadının şahitliği de tartışma konusu yapılsa da ve başka bazı alanlarda da şahitliği eksik kabul edenler varsa da önemli bir bölümü sadece borç gibi konularda bu anlamıştır.

Bu kısa hatırlatmayı yaptıktan sonra ayetteki ifadelere biraz daha yakından bakalım.

يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اِذَا تَدَايَنْتُمْ بِدَيْنٍ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى فَاكْتُبُوهُۜ وَلْيَكْتُبْ بَيْنَكُمْ كَاتِبٌ بِالْعَدْلِۖ وَلَا يَاْبَ كَاتِبٌ اَنْ يَكْتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ اللّٰهُ فَلْيَكْتُبْۚ وَلْيُمْلِلِ الَّذٖى عَلَيْهِ الْحَقُّ وَلْيَتَّقِ اللّٰهَ رَبَّهُ وَلَا يَبْخَسْ مِنْهُ شَيْـًٔاۜ فَاِنْ كَانَ الَّذٖى عَلَيْهِ الْحَقُّ سَفٖيهًا اَوْ ضَعٖيفًا اَوْ لَا يَسْتَطٖيعُ اَنْ يُمِلَّ هُوَ فَلْيُمْلِلْ وَلِيُّهُ بِالْعَدْلِۜ وَاسْتَشْهِدُوا شَهٖيدَيْنِ مِنْ رِجَالِكُمْۚ فَاِنْ لَمْ يَكُونَا رَجُلَيْنِ فَرَجُلٌ وَامْرَاَتَانِ مِمَّنْ تَرْضَوْنَ مِنَ الشُّهَدَٓاءِ اَنْ تَضِلَّ اِحْدٰيهُمَا فَتُذَكِّرَ اِحْدٰيهُمَا الْاُخْرٰىۜ وَلَا يَاْبَ الشُّهَدَٓاءُ اِذَا مَا دُعُواۜ وَلَا تَسْـَٔمُٓوا اَنْ تَكْتُبُوهُ صَغٖيرًا اَوْ كَبٖيرًا اِلٰٓى اَجَلِهٖۜ ذٰلِكُمْ اَقْسَطُ عِنْدَ اللّٰهِ وَاَقْوَمُ لِلشَّهَادَةِ وَاَدْنٰٓى اَلَّا تَرْتَابُٓوا اِلَّٓا اَنْ تَكُونَ تِجَارَةً حَاضِرَةً تُدٖيرُونَهَا بَيْنَكُمْ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَلَّا تَكْتُبُوهَاۜ وَاَشْهِدُٓوا اِذَا تَبَايَعْتُمْۖ وَلَا يُضَٓارَّ كَاتِبٌ وَلَا شَهٖيدٌۜ وَاِنْ تَفْعَلُوا فَاِنَّهُ فُسُوقٌ بِكُمْۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ وَيُعَلِّمُكُمُ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلٖيمٌ﴿٢٨٢﴾

Ey iman edenler, belli bir süreye kadar bir borç ilişkisi içine girdiğiniz zaman, onu yazın. Aranızdan bir katip de onu adaletle yazsın. Katip, Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan imtina etmesin, yazsın. Üzerinde hak olan kişi de dikte ettirsin. Rabbi olan Allah’tan korksun ve hiçbir şeyi eksik bırakmasın. Eğer üzerinde hak olan kişi düşük akıllı veya zayıfsa veya dikte ettirebilecek gücü yoksa velisi/yasal temsilcisi adaletle onu dikte ettirsin ve erkeklerinizden de iki kişinin şahitliğini isteyin. Eğer iki erkek bulunmuyorsa razı olduğunuz şahitlerden bir erkek ve biri şaşırırsa diğeri ona hatırlatsın diye 2 kadın gerekir. Şahitler çağrıldığı zaman kaçınmasınlar. Küçük veya büyük, süresiyle yazmaktan üşenmeyin. Bu Allah katında ölçüye daha uygun ve şahitlik açısından da daha sağlam, şüpheye düşmemenize daha yakındır. Ancak aranızda dönen hazır ticaret (peşin) hariç. Bu durumda üzerinize günah yoktur. Alış veriş yaptığınızda da şahid tutun. Ne katibe bir zarar ne de şahide bir zarar vardır. Eğer (zarar) verirseniz, şüphesiz ki bu size yapışacak bir fısktır. Allah’tan sakının. Allah size öğretiyor…Allah her şeyi bilendir. (Bakara, 282)

Ayetin başında belli bir vadeye göre borçlanmada, Allahu Teala aranızda adaletle yani işin ehli bir kişi tarafından tarafsızca yazacak bir katibi şart tutuyor. Burada mesele tarafların sadece yazı bilmemesi olarak görülemez. Ayetlerin inzal olduğu dönemin şartları göz önünde bulundurularak pek fazla kimsenin yazı bilmediği her ne kadar vakıa olsa da, ayetlerin evrensel mesajı yok sayılamaz. Halbuki Allah borcu yazın dediği zaman zaten bunu taraflar bilmiyorsa doğal olarak yazmayı bilen biri arayacaktır. Yani lafızda bir katip bunu yazsın demesi şart değildi. Burada katibin zikredilmesi bu işi yapan ehil, tarafsız kişiler olması gerektiğini gösterir. Borç ve hukuk dilini bilen, işten anlayan ihtilaf halinde ortaya çıkabilecek problemleri öngörerek yazabilen bir kişinin olması gerekir. Eğer bunlar eksik olursa yazmada adalet sağlanmış olamaz. O yüzden ayetin ilk muhataplarının genelinin yazı bilip bilmemesi mevzu bahis değildir. Ticari sözleşmeler için katiplikten ayetin kasdının bugünkü adıyla noterlik kurumuna benzer olduğu lafızdan anlaşılmaktadır. Fakat genelikle ulema tarafından meselenin sadece yazıya geçirilmesi olarak algılamıştır. Halbuki yazının belge değeri, hukuk önünde kanıt değeri taşıması için yetkili ve işin ehli kimseler, kanuni normlara uygun biçimde yapılması ve korunuyor olmasıdır. Burada katip taraflardan, borçlu olanın yani yükümlülük altında kalacak kişinin beyanını alması gerekir.

Burada dikte ettirmek kişinin içinde kalacağı yükümlülükleri farkında olduğunun beyanıdır. Bir kişi bunu düzgün ifade edebiliyorsa bu durumda yazılan şartların kendisine getirdiği yükümlülüklerin de tam farkında biridir. Aynı zamanda yazıcıyı bulmak ve yazdırmak da borçlunun görevidir. Burada özellikle alacaklı değil de borçlu olan kişinin beyanı esastır. Çünkü gerekli şartları yerine getirmediği takdirde suçlu duruma düşecek olan kendisidir. Elbette diğer taraf da bunları benimsediyse işlem tamamlanacaktır. Burada borçlu şartları belirleyen taraftır demek değildir, mesele şartların belirlenmesi değil, şartlar zaten karşılıklı uzlaşma ile belirlenmiştir ancak bu şartları ikrar etmek borçlunun vazifesidir.

Ayet bundan sonra akıl olarak tam ehliyeti olmayan, zayıf veya küçük yaşta olmak gibi iradesini sözüyle tam olarak ifade etmeye güç yetiremeyen kişiler için bu işlemi velisi/yasal temsilcisi tarafından yerine getirmeli emrini vermektedir.

Daha sonra ise yazının dışında ilaveten şahitlik anlatılmaktadır. Ancak genellikle ulema bu türden zorlukları ticareti sekteye uğratacağı için ayetin emrini farz değil mendub olarak görmüştür. Halbuki ayette Allah katında bunu daha adil, daha sağlam ve şüpheye düşmemeniz açısından daha iyi olduğunu emrin gerekçesi kabilindendir. Yoksa yaparsanız daha iyi, yapmazsanız da olur şeklinde değil. Ayrıca zaten ayetin devamında sürekli dönen ticari işlemlerde yazılmamasında bir günah yoktur denilmektedir.

Şahitliğin emredilmesine dönecek olursak, razı olunan şahitlerden 2 erkek şahit aranmalıdır. Eğer 2 erkek yoksa bu durumda 1 erkek ve 2 kadın gerekli olur. Burada dikkat edilmesi gereken şey kadınların şahitliği erkek olmadığı zaman devreye girmesidir. Yoksa 2 erkek=1 erkek + 2 kadın şahid şeklinde bir denklem değildir bu. Ayet burada "2 erkek şahit veya 1 erkek 2 kadın şahit" demiyor eğer 2 erkek yoksa diyor. Yani kadınların bu tür bir işlemde şahitlik konusunda uzak tutulmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır. Ancak mecbur kalınırsa yani 2 erkek aynı anda bulunamıyorsa veya şahit olmak istemiyorsa bu durumda kadınlardan aranacaktır.

Şahit hiçbir şekilde bu işlemde kazanç veya menfaat elde edemeyecek kişidir. Dolayısıyla şahitlik esasında her durumda ekstra bir yükümlülük halidir. Hiç kimse ticari işlemlere şahit olarak yazılmadığı veya olmadığı için mağdur duruma düşmez, hak kaybına uğramaz, tam tersi şahit olanların mağduriyet riski vardır. Taraflardan biri tarafından mağdur edilebilir, tehdide veya iftiraya uğrayabilir. Erkek varken kadına ticari işlemlerde şahitlik yaptırmamak kadının ekonomik veya ticari hayatta da herhangi bir kaybına yol açmaz, tam tersi bu sebeple taraflar arasındaki uyuşmazlıklarda zarara uğraması riskini azalmış olur. Tabiri caizse ortada bir yük vardır. Bu yükün kaldırılması öncelikle 2 erkekten isteniyor. Erkek bulunamazsa, yoksa veya şahit olmak istemiyorsa, bu durumda 1 erkek yerine 2 kadın bu yükü alacaktır. Bu onların yükünü hafifletmek, zarar uğrama risklerini azaltmak, unutulması durumunu kadınlar için daha az olası haline getirmek içindir.

Ayette "bir kadın şaşırsa/yanılırsa diğer kadın ona hatırlatsın diye" denilmektedir. Burada şu sorulabilir erkek şahitler unutamaz mı?

Evet unutabilir, yanılabilir bu risk kadın için de erkek için de vardır ve meseleyi tarihsel zemine taşımaya gerek yoktur. Unutmak şaşırmak kişilerin bireysel tecrübelerine göre çeşitlilik gösterir. Ticari faaliyetleri bilen ya da ekonomi alanında çok iyi bir kadının bunlardan hiç anlamayan bir erkeğe göre yanılma ihtimali elbette çok daha azdır. Fakat mesele bu değildir. Yine ulema tarafından da bugün geçmişteki şeylerin benzerleri söylenerek genellikle konu izah ediliyor. Kadın ticari hayatta daha az olduğu için, ev ve çocuk işleriyle meşgul olduğu için unutma ve yanılma ihtimali daha çok diyorlar ama bu genelleme ve genel realiteye uygun olsa da, hep böyle olacak ve her şart ve zeminde realite aynıdır denilemez. Mesele bununla ilgili değildir. Kadınların genel olarak yanılma ihtimali, şaşırma ihtimali erkeklerden fazla olduğu için ayetin ifadesi bu şekilde gelmiştir, şeklindeki çıkarım önyargılı ve hatalıdır. Ayette bir ihtimal zikrediliyor ve bu ihtimal kadın erkek herkes için geçerli bir ihtimaldir. Fakat bu ihtimal kadınlara özgü veya onlarda daha çoktur diye bir çıkarıma ulaşılsın diye değil, kadınlarda bu durumun gerçekleşme ihtimali erkeklere göre daha az olsun diyedir. Bunu biraz açmak için, şöyle bir örnek verelim.

Zeka, eğitim, hafıza ve zihinsel düzeyleri her biri eşit erkek ve kadınlar olduğunu varsayalım.

Misal 2 erkek şahit düşünelim. Olayı hatırlama ve hatırlatma ihtimali her biri için diyelim ki yüzde %90 olsun. Yani şaşırma/yanılma oranları yüzde 10 olur. Bu durumda ikisinin de aynı anda yanılma ihtimali

%10 x %10 = %1 dir.

1 erkek ve 1 kadının içinde aynı oranlar ve sonuç geçerlidir. Yukarıda varsaydığımız gibi tüm bilinç düzeyi şartlarını eşit kabul edelim demiştik.

Ancak 1 erkek+2 kadın olursa aynı hesap 3 kişi için;

%10 x %10 x %10 = %0.1 dir. Yani binde bir ihtimalle şahitlerde yanılma olacaktır.

Görüldüğü Allah kadının içinde bulunduğu durumu erkeğe göre daha sıkı tutarak, kadının içinde bulunduğu şahitlik grubunun yanılma ihtimalini diğer duruma göre çok daha düşük tutmayı murad etmiştir.

Çünkü ayetten de anlaşılmaktadır ki katibe de, şahide de zarar verilmesi ihtimali vardır. 2 kadın olması bu zararı minimize eder. Aynı zamanda kadınlar arasındaki iletişim daha güçlü olması ve 1 kadının diğer erkek şahit tarafından manipüle edilmesi ihtimali gibi unsurları hesaba katmadık.

Aynı zamanda şahitlik her ne kadar ortada yazılı bir belge olsa bile, tarafların iradelerini, yazının tarihini ve antlaşmanın hukuksal değer taşıması gibi unsurlar, şahitlerin beyanlarıyla daha da netlik kazanır. 2 kadının olması diğer duruma göre yanılma ve taraflardan eziyet ve suçlamaya maruz kalma ihtimalini çok daha azaltır. Aynı zamanda şahitlerin, konuyu kendi aralarında müzakere edebilmesi için güvenli ve sağlıklı bir ortam için 2 kadının beraber olması daha emniyetlidir.

İşin bilemediğimiz başka hikmetleriyle birlikte şu açıktır ki, burada kadın haklarından yana bir eksiltmeden değil ancak kayırılmadan veya korumadan bahsedilebilir. Bir takım insanların, ayetin tarihsel olduğu yönündeki iddiaları da, kadın haklarından yana Allah kadına aklen yarım görmüştür şeklindeki çıkarımları ister geleneksel taraftan olsun veya isterse İslam’a saldırmak için malzeme yapanlar tarafından olsun yanlıştır.

En doğrusunu şüphesiz Rabbimiz bilir.