Kuran'da Beyyinat ( البينات ) Kelimesi

kuranevreni610@gmail.com

KURBAN MECID

Kurban Mecid

2/4/20263 min read

BEYYİNAT ( البينات )

Bu yazıda Kuran’da geçen beyyinat kavramını ele alacağız. Beyyinat Kuran’da 54 defa geçer. 36 defa beyyinat şeklinde,15 defa Âyâtun beyyinat şeklinde sıfat olarak, 3 defa da Âyâtun mübeyyinat şeklinde ismi fail kalıbında sıfat olarak gelir. Bu kullanımlarda; Beyyinatın gelmesi (جاء), resullerin onu getirmesi (جاء ب), resullere verilmesi (اتينا), resullerin beyyinat ile gönderilmesinden (ارسل ب) bahsedilir.

Âyâtun beyyinat kullanımlarında daha çok indirilmesi (انزلنا) yanı sıra, tilavet edilmesi (تتلى), Musa (as)’a verilmesi (اتينا), Musa (as)’ın getirmesi (جاء ب), Kabe’de ve Kuran’da bulunmasından (فيه) bahsedilir.

Ayetleri incelediğimizde Beyyinatın;

1- Risaletle ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Yani Resuller beyyinat getirir fakat nebiler getirmez. Konumuz resul ve nebi farkı olmamakla beraber bu durumun ikisi arasındaki en önemli farklardan biri olduğunu söyleyebiliriz.

ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ عَهِدَ إِلَيۡنَآ أَلَّا نُؤۡمِنَ لِرَسُولٍ حَتَّىٰ يَأۡتِيَنَا بِقُرۡبَانٖ تَأۡكُلُهُ ٱلنَّارُۗ قُلۡ قَدۡ جَآءَكُمۡ رُسُلٞ مِّن قَبۡلِي بِٱلۡبَيِّنَٰتِ وَبِٱلَّذِي قُلۡتُمۡ فَلِمَ قَتَلۡتُمُوهُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ١٨٣

“Doğrusu, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamak üzere Allah bize ahid verdi" diyenlere sen de ki: "Benden önce peygamberler size belgeler ve dediğiniz şeyi getirdi. Doğru sözlü iseniz niçin onları öldürdünüz?” (Al-i İmran,183)

فَإِن كَذَّبُوكَ فَقَدۡ كُذِّبَ رُسُلٞ مِّن قَبۡلِكَ جَآءُو بِٱلۡبَيِّنَٰتِ وَٱلزُّبُرِ وَٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُنِيرِ١٨٤

“Seni yalancı saydılarsa, senden önce belgeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getiren peygamberler de yalanlanmıştı” (Al-i İmran,1834)

قَالُوٓاْ أَوَ لَمۡ تَكُ تَأۡتِيكُمۡ رُسُلُكُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِۖ قَالُواْ بَلَىٰۚ قَالُواْ فَٱدۡعُواْۗ وَمَا دُعَٰٓؤُاْ ٱلۡكَٰفِرِينَ إِلَّا فِي ضَلَٰلٍ٥٠

(Mu’min, 50)

فَلَمَّا جَآءَتۡهُمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ فَرِحُواْ بِمَا عِندَهُم مِّنَ ٱلۡعِلۡمِ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ٨٣

(Mu’min, 83)

كَانَ ٱلنَّاسُ أُمَّةٗ وَٰحِدَةٗ فَبَعَثَ ٱللَّهُ ٱلنَّبِيِّ‍ۧنَ مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ وَأَنزَلَ مَعَهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ بِٱلۡحَقِّ لِيَحۡكُمَ بَيۡنَ ٱلنَّاسِ فِيمَا ٱخۡتَلَفُواْ فِيهِۚ وَمَا ٱخۡتَلَفَ فِيهِ إِلَّا ٱلَّذِينَ أُوتُوهُ مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَتۡهُمُ ٱلۡبَيِّنَٰتُ بَغۡيَۢا بَيۡنَهُمۡۖ فَهَدَى ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لِمَا ٱخۡتَلَفُواْ فِيهِ مِنَ ٱلۡحَقِّ بِإِذۡنِهِۦۗ وَٱللَّهُ يَهۡدِي مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطٖ مُّسۡتَقِيمٍ٢١٣

(Bakara, 213)

Bakara 213’teki nebilerin mübeşşir ve münzir sıfatları onların ayrıca resul olduğunu göstermektedir.

2-Beyyinatın Âyât, zübür, zikir, kitab gibi resullere verilen diğer şeylerden ayrılan en önemli özelliği, insanların gözleri önünde gerçekleşen hissi ameli bir uygulama olarak ortaya çıkmasıdır. Bu durumu en iyi anlatan ayet Taha suresi 72. Ayette Firavunun sihirbazlarının gerçeği gördükten sonra iman etmeleri karşısında, Firavunun onlara ceza vereceğini söylemesi üzerine sihirbazların verdiği cevaptır.

قَالُواْ لَن نُّؤۡثِرَكَ عَلَىٰ مَا جَآءَنَا مِنَ ٱلۡبَيِّنَٰتِ وَٱلَّذِي فَطَرَنَاۖ فَٱقۡضِ مَآ أَنتَ قَاضٍۖ إِنَّمَا تَقۡضِي هَٰذِهِ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَآ٧٢

Sihirbazlar şöyle dediler: “Bize gelen apaçık delillere (beyyinat) ve bizi yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz. Artık sen vereceğin hükmü ver. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verirsin.”

Musa (as)’ın elindeki asa ona verilmiş bir ayetti (Taha, 17-22). Fakat asanın, sihirbazların gözleri önünde onların asalarını ve iplerini yutması bu ayetin hakikatini ortaya çıkarmış ve beyyinat olarak adlandırılmıştır.

إِنَّ أَوَّلَ بَيۡتٖ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَ مُبَارَكٗا وَهُدٗى لِّلۡعَٰلَمِينَ٩٦ فِيهِ ءَايَٰتُۢ بَيِّنَٰتٞ مَّقَامُ إِبۡرَٰهِيمَۖ …٩٧

Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir. Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır... (Al-i İmran, 96-97)

وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَىٰ تِسۡعَ ءَايَٰتِۢ بَيِّنَٰتٖۖ فَسۡ‍َٔلۡ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ إِذۡ جَآءَهُمۡ فَقَالَ لَهُۥ فِرۡعَوۡنُ إِنِّي لَأَظُنُّكَ يَٰمُوسَىٰ مَسۡحُورٗا١٠١

And olsun ki, Musa'ya dokuz tane apaçık mucize verdik…(İsra,101)

Resullere İndirilen ve tilavet edilen Âyâtun beyyinat’a gelince, bu ayetlerin daha çok yasaklar, cezalar, nikah, şahitlik gibi tatbikata yönelik ayetler olması muhtemeldir. Nur suresine bakacak olursak bunu daha iyi anlayabiliriz.

سُورَةٌ أَنزَلۡنَٰهَا وَفَرَضۡنَٰهَا وَأَنزَلۡنَا فِيهَآ ءَايَٰتِۢ بَيِّنَٰتٖ لَّعَلَّكُمۡ تَذَكَّرُونَ١

Bu, bizim indirdiğimiz ve (hükümlerini) farz kıldığımız bir sûredir. Düşünüp öğüt almanız için onda apaçık âyetler indirdik. (Nur; 1)

Burada Allah (cc) sureyi indirdik dedikten sonra onda Âyâtun beyyinat vardır diyor. Sureye genel olarak baktığımızda tatbiki ayetlerin çok olduğu görülür. Öncelikle zina edenlerle ilgili hükümler verilmiş ardından iffetli kadınlara iftiranın cezası belirtilmiştir. Sonra eşlerine zina isnadında bulunup da şahitleri olmayanların izlemesi gereken yol açıklanmış sonra ifk hadisesi beyan edilmiş devamında mü’minler arasında fuhşun yayılması için uğraşanların cezası zikredilmiştir. Ayrıca başkalarının evlerine girerken uymamız gereken kurallar belirtilmiş sonra mü’min erkek ve kadınların gözlerini haramdan sakınmaları gerektiği anlatılmış sonra doğru nikah hususunda bilgiler verilmiş ve bu ayetler dizisi şu ayetle nihayetlenmiştir.

وَلَقَدۡ أَنزَلۡنَآ إِلَيۡكُمۡ ءَايَٰتٖ مُّبَيِّنَٰتٖ وَمَثَلٗا مِّنَ ٱلَّذِينَ خَلَوۡاْ مِن قَبۡلِكُمۡ وَمَوۡعِظَةٗ لِّلۡمُتَّقِينَ٣٤

Andolsun, biz size açıklayıcı âyetler, sizden önce gelip geçenlerden bir misal ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir öğüt indirdik. (Nur; 34)

Sonuç: Resullere verilen beyyyinat gözle görülen pratikte gerçekleşen hissi tatbiki mucize niteliğinde olan şeylerdir. Musa (as)’a verilen Asa, beyaz el ve dokuz ayet (mucize), Salih (as)’ın devesi, İsa (as)’a verilen mucizeler bu kabildendir.

Resullere indirilen Âyâtun beyyinat ise daha çok uygulamalara ait (muamelat) hükümleri içeren ayetler olmalıdır.

En doğrusunu Allah bilir.