Kuran’da Cahil / Cehalet Kavramı Üzerine Notlar

kuranevreni610@gmail.com

FATIH CAN

Fatih Can

11/20/20253 min read

Kuran’da C-H-L kökünden türeyen cahil veya cehalet kelimelerinin geçtiği yerlere meal/çeviri Türkçe karşılığı olarak çoğunlukla “bilgisizlik” anlamı verildiği görülmektedir.

Bir Kuran talebesinin ayeti anlamak için izlemesi gereken yöntemlerden biride ilgili kelimenin geçtiği ayetin bağlamında kullanımı ve aynı kelimenin geçtiği diğer ayetlerdeki kullanımını tespit edip o kelimeye Kuran’ın yüklediği anlamı ortaya çıkarmasıdır.

Örneğin Yusuf Suresi 33 ayeti baktığımızda cahil kelimesinin geçtiğini ve meallerin çoğunluğunun bu kelimeyi çevirmeden cahil olarak kullandığı veya çevirdiklerinde ise çoğunluğunun da dilimizde geçen bu kelimeyi Türkçe’de kullanılan anlamıyla “bilgisizlik” anlamı verdikleri görülecektir.

Fakat bu ayeti dikkatli bir şekilde tedebbür/etraflıca okuduğumuzda Yusuf Nebi’nin cahil kavramını bizim dilimizde kullandığımız “bilgisizlik” anlamında kullanmadığını anlaşılacaktır.

قَالَ رَبِّ السِّجْنُ أَحَبُّ إِلَيَّ مِمَّا يَدْعُونَنِي إِلَيْهِ ۖ وَإِلَّا تَصْرِفْ عَنِّي كَيْدَهُنَّ أَصْبُ إِلَيْهِنَّ

وَأَكُنْ مِنَ الْجَاهِلِينَ٣٣

Yusuf: Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum.” dedi. [Yusuf / 33]

Bir insan nasıl cahil olabilir? Bir insan hiçbir şey bilmiyorsa ona cahil denilir. Fakat bir kimse Alim ise sonradan cahil olamaz. Dilimizde cahil kelimesi mecazen kullanılarak bir hata yapan Alim kimse de olsa ona cahil denilebilmektedir. Fakat Kuran bu kelimeyi biliyor olsa da arzularına uyarak hata yapan kimse anlamında kullanmaktadır.

Ayette geçen Sad-Be-Ye kökünden türeyen “saba/esbu” kelimesi, sözlükte “bir insanın, birine âşık olup ona meylettiğinde ve çocuklar gibi davrandığında söylenir” olarak geçmektedir. (Râgıb el-İsfehânî / el-Müfredât fî Garîbi'l Kur'ân)

Öyleyse ayette Yusuf Nebi’nin “……… cahillerden olurum” ifadesi kıssada anlatılan kadınların kendisine kurduğu tuzağa düşerek nefsinin arzusuna uyanlardan olma korkusuyla Rabbine kendisini koruması için yaptığı bir dua olduğu görülmektedir.

لِلْفُقَرَاءِ الَّذِينَ أُحْصِرُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ لَا يَسْتَطِيعُونَ ضَرْبًا فِي الْأَرْضِ يَحْسَبُهُمُ الْجَاهِلُ أَغْنِيَاءَ مِنَ التَّعَفُّفِ تَعْرِفُهُمْ بِسِيمَاهُمْ لَا يَسْأَلُونَ النَّاسَ إِلْحَافًا ۗ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ اللَّهَ بِهِ عَلِيمٌ٢٧٣

(Sadakalar) Allah yolunda mahsur kalmış, kazanç için yeryüzünde dolaşamayan, çekingenliklerinden dolayı bilmeyenlerin onları zengin zannettikleri, senin de simalarından tanıdığın ısrarlı bir şekilde insanlardan istemeyen fakirler içindir. Hayır olarak ne harcarsanız, şüphesiz Allah onu hakkıyla bilir. [Bakara / 273]

Bu ayette “cahil” kelimesi olumsuz anlamda kullanılmayarak kelimenin anlam dünyası hakkında bizlere bir bilgi daha vermektedir. Ayette kullanılan cahil kelimesi “gördükleri üzerinden kanaate varan, derinlemesine düşünmeyen, basit hüküm veren” anlamlarını ortaya koymaktadır.

وَلَوْ أَنَّنَا نَزَّلْنَا إِلَيْهِمُ الْمَلَائِكَةَ وَكَلَّمَهُمُ الْمَوْتَىٰ وَحَشَرْنَا عَلَيْهِمْ كُلَّ شَيْءٍ قُبُلًا مَا كَانُوا لِيُؤْمِنُوا إِلَّا أَنْ يَشَاءَ اللَّهُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ يَجْهَلُونَ١١١

Biz, onlara melekleri de indirsek, onlarla ölüler de konuşsa ve her şeyi toplayıp önlerine de koysak, Allah dilemedikçe onlar yine de iman etmezlerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. [Enam / 111]

Enam 111. Ayette de cehalette olanların bakışlarının yüzeyselliği, aklını gerektiği gibi kullanamadıkları, nefs ve arzularını tercih ettikleri için Allah’ın vahyine kulak vermediklerine vurgu yapılmaktadır. Cehalet kalpleri körleştiği için gereği gibi akletmeyen kimselerin halidir.

أَفَلَمْ يَسِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَتَكُونَ لَهُمْ قُلُوبٌ يَعْقِلُونَ بِهَا أَوْ آذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَا ۖ

فَإِنَّهَا لَا تَعْمَى الْأَبْصَارُ وَلَٰكِنْ تَعْمَى الْقُلُوبُ الَّتِي فِي الصُّدُورِ٤٦

Acaba onlar kendileri ile akledecekleri kalplerinin, kendileri ile işitecekleri kulaklarının olması için yeryüzünde neden gezip dolaşmazlar? Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler kör olur. [Hacc / 46]

Cehil (sathi düşünce ile fevri hareket etme, öfkesine veya arzularına yenik düşme) kavramının karşıtı Hilm (sakinlik ve olgunlukla karşılama, duygularına yenik düşmeme) olarak ifade edilmektedir. (Toshihiko Izutsu)

Zamanla sözlüklerde cehil kelimesi bilgisizlik, hilm kelimesi akıl olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bunun sebebi duygularına yenik düşüp öfke ile hareket etmenin neticesinde sağlıklı düşünememektir. Dilimizde bile öfke ile kalkan zararla oturur denmektedir. Fakat (hilm gösteren) duygularına hâkim olan kişi her zaman daha sağlıklı düşünebilmekte ve aklını doğru kullanmaktadır.

Tur 32. Ayette sağlıklı düşünerek mi yoksa sınır tanımazlıkları ile bu sonuca ulaşıyorlar şeklinde ifade edilmektedir.

أَمْ تَأْمُرُهُمْ أَحْلَامُهُمْ بِهَٰذَا ۚ أَمْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ٣٢

Bunu kendilerine akılları mı emrediyor yoksa onlar azgın bir topluluk mudurlar? [Tur / 32]

Yine “Cehl”in “ilim”in karşıtı olduğuna delil gösterilen ayet Nisa Suresi 17. Ayettir.

إِنَّمَا التَّوْبَةُ عَلَى اللَّهِ لِلَّذِينَ يَعْمَلُونَ السُّوءَ بِجَهَالَةٍ ثُمَّ يَتُوبُونَ مِنْ قَرِيبٍ فَأُولَٰئِكَ يَتُوبُ اللَّهُ عَلَيْهِمْ ۗ وَكَانَ اللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا١٧

Allah katında (makbul) tevbe, ancak cahillikle bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tevbe edenlerin tevbesidir. İşte Allah, bunların tevbelerini kabul buyurur. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. [Nisa / 17]

Bu ayette geçen cehalet kelimesine meallerin çoğunluğu “bilmeden” anlamı vermektedirler. Verilmesi gereken anlam bildiği halde “kendine hâkim olamayarak, arzularına uyarak” gibi meale yansıtılması hem Kuran’ın kullandığı kelime ve kavramların okuyucuya daha doğru aktarılacağı hem de tüm meal okuyucuların konuyu daha net anlamalarına vesile olacaktır.

En doğrusunu Allah bilir.

Kusursuzluk yalnızca Allah’a aittir.