Kuran'da 'Misakun Galiz' İfadesi
kuranevreni610@gmail.com
KURBAN MECID
Kurban Mecid
12/20/20255 min read
Galiz misak kuranda şu üç konu ile ilgili geçmektedir.
1- Eşler arasında;
Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz, öbürüne (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. İftira ederek ve açık günaha girerek mi verdiğinizi geri alacaksınız? (20) Hem, siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz [misakun galiz] almış iken, onu nasıl (geri) alırsınız? (Nisa suresi, 20-21)
2- İsrailoğulları ile ilgili;
Ant içmeleri sebebiyle sözleşmeyi desteklemek ve önemine dikkat çekmek için) dağı başlarına diktik ve onlara “Baş eğerek kapıdan girin” dedik; onlara, “cumartesi günü sınırı aşmayın” dedik; kendilerinden sağlam söz [misakun galiz] aldık. (Nisa,154)
3- Ulül azm nebiler ile ilgili;
Hani biz peygamberlerden sağlam söz [misak] almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet biz, onlardan sapa sağlam bir söz [misakun galiz] almıştık. (Ahzab,7)
Tüm nebilerden misak alınmıştır. Ancak Hz Muhammed (as), Nuh (as), İbrahim (as), Mûsâ (as) ve İsa (as)’dan galiz misak alınmıştır. Bu peygamberleri biz Kuranda ulül azm olarak buluyoruz.
MİSAK kavramına bakacak olursak onun iki tarafı olan yazılı bir anlaşma olduğunu görürüz.
إِلَّا ٱلَّذِينَ يَصِلُونَ إِلَىٰ قَوۡمِۢ بَيۡنَكُمۡ وَبَيۡنَهُم مِّيثَٰقٌ …٩٠
Ancak sizinle aralarında anlaşma [misak] olan bir topluma sığınmış bulunanlar…(Nisa,90)
وَإِنِ ٱسۡتَنصَرُوكُمۡ فِي ٱلدِّينِ فَعَلَيۡكُمُ ٱلنَّصۡرُ إِلَّا عَلَىٰ قَوۡمِۢ بَيۡنَكُمۡ وَبَيۡنَهُم مِّيثَٰقٞۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرٞ٧٢
Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme [misak] bulunan bir kavme karşı olmadıkça, yardım etmek üzerinize borçtur. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir... (Enfal,72)
Bazı yerlerde misakın bir tarafının Allah (cc) diğer tarafının insanlar olduğu belirtilmiştir.
ٱلَّذِينَ يَنقُضُونَ عَهۡدَ ٱللَّهِ مِنۢ بَعۡدِ مِيثَٰقِهِۦ وَيَقۡطَعُونَ مَآ أَمَرَ ٱللَّهُ بِهِۦٓ أَن يُوصَلَ وَيُفۡسِدُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِۚ أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ٢٧
Onlar, Allah’a verdikleri sözü [ahd], pekiştirilmesinden [misak] sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşerî ve ahlâkî bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. (Bakara,27)
Hani, “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız” diye de sizden kesin söz [misak] almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hâlâ şahitlik etmektesiniz. (Bakara,84)
Ahit ve misak arasında da fark vardır.
ٱلَّذِينَ يُوفُونَ بِعَهۡدِ ٱللَّهِ وَلَا يَنقُضُونَ ٱلۡمِيثَٰقَ٢٠
Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır. (Ra’d,20)
Aralarındaki farkla ilgili şunu söyleyebiliriz. Ahit sözlü ya da yazılı olabileceği gibi misak yazılı bir sözleşmedir. Ahit konusunu şimdilik bir kenara bırakarak misak konusuna devam edelim.
وَٱلَّذِينَ يَنقُضُونَ عَهۡدَ ٱللَّهِ مِنۢ بَعۡدِ مِيثَٰقِهِۦ وَيَقۡطَعُونَ مَآ أَمَرَ ٱللَّهُ بِهِۦٓ أَن يُوصَلَ وَيُفۡسِدُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمُ ٱللَّعۡنَةُ وَلَهُمۡ سُوٓءُ ٱلدَّارِ٢٥
Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozanlar, Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya; işte lânet onlara, yurdun kötüsü (cehennem) de onlaradır. (Ra’d,25)
Verilen sözün pekiştirilmesi (tevsîk, vesîka, belge) kayıt altına almakla olur. Bunun hala kullanılan yöntemi yazıya geçirmektir.
…أَلَمۡ يُؤۡخَذۡ عَلَيۡهِم مِّيثَٰقُ ٱلۡكِتَٰبِ أَن لَّا يَقُولُواْ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡحَقَّ وَدَرَسُواْ مَا فِيهِۗ وَٱلدَّارُ ٱلۡأٓخِرَةُ خَيۡرٞ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ١٦٩
…Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Hâlbuki, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyor musunuz? (Araf,169)
Misak yazılı olduğundan taraflar için şartları belirlenmiş olması gerekir.
وَإِذۡ أَخَذۡنَا مِيثَٰقَ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ لَا تَعۡبُدُونَ إِلَّا ٱللَّهَ وَبِٱلۡوَٰلِدَيۡنِ إِحۡسَانٗا وَذِي ٱلۡقُرۡبَىٰ وَٱلۡيَتَٰمَىٰ وَٱلۡمَسَٰكِينِ وَقُولُواْ لِلنَّاسِ حُسۡنٗا وَأَقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُواْ ٱلزَّكَوٰةَ ثُمَّ تَوَلَّيۡتُمۡ إِلَّا قَلِيلٗا مِّنكُمۡ وَأَنتُم مُّعۡرِضُونَ٨٣
Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz [Misak] almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. (Bakara, 83)
Misakı ihlal etmek şartlarına uymamakla gerçekleşir.
Hani, Tûr’u tepenize dikerek sizden söz [Misak] almıştık, “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın; ona kulak verin” demiştik. Onlar, “Dinledik, karşı geldik” demişlerdi... (Bakara,93)
Misakın yazılı bir sözleşme olduğu anlaşılınca ‘kuvvetli söz’ diye tercüme edilen misakun galiz ifadesinin nasıl bir sözleşme olduğuna bakalım.
Eşlerle ilgili olan durum:
وَكَيۡفَ تَأۡخُذُونَهُۥ وَقَدۡ أَفۡضَىٰ بَعۡضُكُمۡ إِلَىٰ بَعۡضٖ وَأَخَذۡنَ مِنكُم مِّيثَٰقًا غَلِيظٗا٢١
Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz, öbürüne (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. İftira ederek ve açık günaha girerek mi verdiğinizi geri alacaksınız? Hem, siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken, onu nasıl (geri) alırsınız? (Nisa,20-21)
Bu ayette eşlerle birleşme gerçekleştikten sonra boşanmak istenilmesi durumunda verilen mehirden hiçbir şey alınmaması emredilmektedir. Ancak birleşmeden önce boşanma gerçekleşirse mehrin yarısının alınabileceği başka bir ayette şöyle bildirilmiştir.
Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır...(Bakara,237)
Aslında iki durumda da nikah akdi söz konusu iken ayet ilk durumu yani birleşmenin olduğu nikah akdini misakun galiz olarak isimlendirmiştir. Bunun sebebini ayette geçen وَقَدۡ أَفۡضَىٰ بَعۡضُكُمۡ إِلَىٰ بَعۡضٖ ifadesi açıklamaktadır. Meallerde birleşmek, içli-dışlı olmak, karışıp kaynaşmak gibi anlamlar verilmiştir. Evlilik yoluyla eşler birbirlerinin başkalarına kapalı olan birçok sırrına vakıf olurlar. Gerek bedenleri gerek birbirlerine anlattıkları özel duygu ve düşünceleri artık birbirlerine kapalı değildir.
Resullerle ilgili durum:
وَإِذۡ أَخَذۡنَا مِنَ ٱلنَّبِيِّۧنَ مِيثَٰقَهُمۡ وَمِنكَ وَمِن نُّوحٖ وَإِبۡرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ وَعِيسَى ٱبۡنِ مَرۡيَمَۖ وَأَخَذۡنَا مِنۡهُم مِّيثَٰقًا غَلِيظٗا٧
Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet biz, onlardan sapa sağlam bir söz almıştık. (Ahzab,7)
Burada başka ayette ulul azm olarak nitelendirilen resullerden misakun galiz alınırken diğer nebilerden normal misak alınmıştır. Eşlerle ilgili ayet açıklamalarına kıyas edersek şunu söylemek mümkün olur. Allah(cc) bazı resullerini diğer nebilerden farklı olarak bazı özel ilahi bilgilere muttali kılıyor. Bu aynı zamanda sabredilmesi zor, sorumluluğu ağır bir durumdur. Risalet sahibi olarak yazılı kitapları olan bu resullerin onları insanlara açıklama görevleri vardır. Ulul azm olarak isimlendirilmelerinin sebebi de bu olabilir.
(Ey Muhammed!) O hâlde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret... (Ahkaf,35)
Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. (Ali imran,187)
Sonuç:
Bir şirket üst düzey bir yönetici alacağı zaman onunla kuvvetli bir sözleşme imzalar. Bunun sebeplerinden bazıları alınacak üst düzey yönetici şirketin birçok sırrına vakıf olacağından bunları şirket aleyhine olacak şekilde kullanmaması, bir ayrılık durumunda bu sırların korunacağından emin olunmak istenmesidir. Bu yönetici şirketi aleyhine bir ilişki içerisine girerse bunun hukuki yaptırımları ağır olur. Çünkü sözleşmede her ayrıntı düşünülmüştür. Sıradan bir işçi alımıyla üst düzey bir yönetici alımında yapılan mukavele bir olmaz. İkincisinde daha detaylı ve sağlam bir mukavele yapılır. Buradan hareketle eşler arasında yapılan misakın galiz olarak isimlendirilmesi, onların bazı özel bilgilere vakıf olmaları neticesinde sorumluluklarının daha da arttığını gösterir.
Aynı şekilde ulul azm peygamberlerle ve İsrail oğullarıyla yapılan misakın galiz olarak isimlendirilmesi de onların bazı özel ilahi bilgilere muttali kılınması neticesinde sorumluluklarının ağırlaştığını gösterir.
Allah en doğrusunu bilir.

Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.
kuranevreni610@gmail.com
