Kur’anî Bir Terim Olarak “Riba” ve Türkçe “Faiz” Kelimesi Arasındaki Etimolojik ve Semantik Karmaşa

1mehmeteser@gmail.com

MEHMET ESER

Mehmet ESER

8/31/20266 min read

Giriş

Kur’an-ı Kerim’in sosyo-ekonomik düzenlemeleri içinde merkezi bir yere sahip olan ve kesin bir dille yasaklanan riba kavramı, İslam iktisadı ve fıkhının en temel ve en tartışmalı konularından birini teşkil etmektedir. Bu kavramın anlam dünyası, tarihsel süreçte derinlemesine incelenmiş, fıkıh ekolleri tarafından çeşitli tanım ve sınırlamalar getirilmiştir. Ancak, kavramın Arapça orijinal metinden diğer dillere, özellikle de Türkçeye aktarım süreci, ciddi bir dilsel ve kavramsal örtüşme sorununu beraberinde getirmiştir. Türkçede riba için neredeyse münhasıran kullanılan “faiz” kelimesi, aslında Arapçadan alınmış olmakla birlikte, köken itibarıyla riba ile aynı semantik alana ait değildir. Bu durum, kavramın Kur’an’daki özgün anlamının bulanıklaşmasına ve yaygın bir terminolojik yanılgıya yol açmıştır. Bu makalenin amacı, riba (رِبَا), fā’id (فَائِض) ve fā’iz (فَائِز) kelimelerinin etimolojik kökenlerini, Kur’an’daki kullanım sıklıklarını ve bağlamlarını filolojik bir titizlikle inceleyerek aralarındaki ayrımları ortaya koymaktır. Temel argümanımız, Türkçedeki “faiz” kelimesinin, riba kavramını karşılamakta yetersiz ve hatta yanıltıcı olduğu, bu nedenle riba için Türkçe kökenli veya daha isabetli yeni bir karşılık bulma zorunluluğunun akademik bir gereklilik haline geldiğidir.

I. “Riba” Kavramının Etimolojik ve Kur’anî Çerçevesi

Arap dilinde r-b-v (ر ب و) kökünden türeyen riba kelimesi, temel olarak “yükselmek, kabarmak, artmak, çoğalmak” anlamlarına gelmektedir. Bu kök, bir tepeyi (رابية rābiyah) veya suyun kabarmasını ifade ettiği gibi, niceliksel bir artışa da işaret eder. Kur’an-ı Kerim’de bu kökten türeyen kelimeler 12 farklı surede, 7 farklı kalıpta toplam 20 kez geçmektedir. Bunlardan 8 ayette, “الرِّبَا” (ar-ribā) şeklinde, haram kılınan bir muamele olarak zikredilir (örneğin, Bakara 2:275-279; Âl-i İmrân 3:130; Nisâ 4:161; Rûm 30:39).

Kur’an’ın bu sekiz ayette yasakladığı riba’nın özü, “karşılıksız veya haksız fazlalık” olarak özetlenebilir. Bu tanım iki boyutu içerir:

1. Mutlak Karşılıksızlık: Hiçbir mal, emek veya hizmet karşılığı olmaksızın, sırf verilen borç veya zaman farkından dolayı alınan fazlalık. Ekonomik ilişkide ve ticarette adalet ve hakkaniyet ölçüsünü aşan sömürü içeren bir fazlalık.

2. Aşırı ve Haksız Fazlalık: Bir mal, emek veya hizmet karşılığı söz konusu olsa bile, piyasa dengelerini ve adalet ölçüsünü aşan, sömürücü nitelikteki fark veya fazlalık.

Dolayısıyla Kur’anî riba, modern iktisadi faiz tanımlarından daha geniş ve ahlaki bir çerçeveye sahiptir. Tefecilik bu kavramın en somut ve aşırı tezahürü olsa da, riba’nın kapsamı onunla sınırlı değildir. Klasik Arap sözlükleri de riba’yı genellikle “artma, çoğalma” anlamındaki nemā (نما) ve zāde (زاد) fiilleriyle açıklamış, onun doğasında bulunan bu “artış” vurgusunu öne çıkarmıştır.

II. Karmaşanın Kaynağı: “Fā’id” (فائض) ve “Fā’iz” (فائز) Kelimeleri

Türkçeye riba karşılığı olarak yerleşen “faiz” kelimesi, Arapça kökenli olmakla birlikte, aslında iki farklı Arapça kelimenin ses benzerliği ve yanlış aktarımı sonucu ortaya çıkmış bir galat-ı meşhur (yaygın dil hatası)dır.

1. Fā’id (فائض): F-y-d (ف ي ض) kökünden gelir ve “taşmak, dolup taşmak, bol olmak, feyz vermek” anlamlarındadır. İsm-i fâil kalıbındaki fā’id (فائض) ise “fazla olan, artan, taşan” demektir. “Feyz” (فيض) kelimesi de bu köktendir. Kur’an’da bu kökten türeyen kelimeler 9 yerde geçer ve genellikle bolluk, bereket veya suyun taşması gibi olumlu veya nötr bağlamlarda kullanılır (örneğin, Bakara 2:249; A’râf 7:96). Kritik olan nokta, bu kelimelerin hiçbirinin riba ile aynı ayet içinde veya doğrudan bir anlam ilişkisi içinde kullanılmamış olmasıdır. Semantik olarak her ikisi de bir “artış”a işaret etse de, fā’id daha çok doğal, bereketli veya nötr bir çoğalmayı, er Riba ise haksız ve sömürücü bir artışı ifade eder. Fiil kullanımı bağlamına göre olumlu bir artış anlamında da kullanılır. Bakınız Bakara, 2/276.

2. Fā’iz (فائز): F-v-z (ف و ز) kökünden türemiştir ve “kazanmak, başarmak, muradına ermek” anlamına gelir. Fā’iz (فائز) ise “kazanan, başaran, zafer kazanan” kimse demektir. Kur’an’da bu kök, neredeyse tamamen ahirette kurtuluşa ermek (felâh) ve cenneti kazanmak bağlamında kullanılır (örneğin, Âl-i İmrân 3:185; Mü’minûn 23:111). Bu kelimenin riba veya fā’id ile hiçbir anlam bağı yoktur.

Karmaşa şu süreçle oluşmuştur:

- Bazı modern sözlükler ve tercüme geleneği, riba’yı açıklarken “fazlalık” anlamındaki fā’id (فائض) kelimesini kullanmıştır.

- Arapçadaki ḍād (ض) harfinin Türkçede çoğunlukla “z” sesiyle telaffuz edilmesi (örneğin, ḍāllīn’in zāllīn okunması gibi) nedeniyle, fā’iḍ (فائض) kelimesi fā’iz (فائز) gibi, yani “faiz” olarak okunmaya başlanmıştır.

- Böylece, riba → fā’iḍ (yanlış eşleştirme) → fā’iz (telaffuz hatası) → “faiz” (Türkçe karşılık) zinciri oluşmuştur. Sonuçta, Kur’an’da “kazanan” anlamına gelen ve olumlu bir içeriği olan fā’iz kelimesi, tam zıt anlamdaki yasaklı riba kavramının karşılığı zannedilir hale gelmiştir. Bu, dilsel bir kaymanın kavramsal bir çarpıtmaya dönüşmesinin çarpıcı bir örneğidir.

III. Tefsir ve Meal Geleneğindeki Yansımalar ve Eleştirel Bir Değerlendirme

Bu etimolojik karmaşa, Kur’an mealleri ve tefsirlerine de yansımıştır. Pek çok meal yazarı ve müfessir, bu ince filolojik ayrımları derinlemesine araştırmak yerine, yerleşik ve yaygın kullanımı takip etmiş, riba’yı doğrudan “faiz” olarak çevirmiştir. Bu yaklaşım, okuyucunun kavramı Kur’an’ın özgün bağlamındaki geniş ve ahlaki boyutlarıyla (haksız kazanç, sömürü, karşılıksız artış) değil, modern finansal bir enstrüman olan “faiz” ile sınırlı olarak anlamasına sebep olmuştur. “Faiz” kelimesi, günümüzde genellikle merkez bankaları tarafından belirlenen, yasal çerçevesi olan, ekonomide para arzını düzenleyen nötr bir araç olarak algılanmaktadır. Oysa riba, yapısı itibarıyla ahlaki ve adil olmayan, sömürü barındıran her türlü muameleyi içeren normatif bir yasaktır.

Kurumsal çevirilerde dahi bu farkın dipnotlarla dahi olsa yeterince vurgulanmaması, kavramsal bulanıklığı kurumsallaştırmıştır. Bu durum, İslami finans tartışmalarında “faizsiz” sistemlerin sadece teknik bir taklit seviyesinde kalmasına, riba’nın özünde hedef alan “haksız kazanç” ve “sömürü”yü ortadan kaldırmaya yönelik sosyo-ekonomik dönüşüm vizyonunun gölgelenmesine katkıda bulunmuştur.

Sonuç ve Öneri: “Riba” İçin Türkçe Bir Karşılık Arayışı

Yapılan analiz, Türkçedeki “faiz” kelimesinin, Kur’an’ın yasakladığı riba kavramını karşılamakta dilsel, etimolojik ve semantik açıdan tamamen yetersiz ve yanıltıcı olduğunu açıkça ortaya koymaktır. “Faiz”, fā’iz (kazanan) kelimesinin yanlış okunmasından kaynaklanan bir ses benzeşimi üzerine inşa edilmiş, riba’nın anlam derinliğini ve ahlaki yükünü taşımayan bir kabuktur.

Bu nedenle, İslam iktisadı ve tefsir alanında ciddi bir akademik görev, riba için Türkçe kökenli veya Arapça orijinal anlamını daha iyi yansıtan yeni bir karşılık bulma çabası olmalıdır. Bu karşılık, kavramın “haksız, karşılıksız, sömürücü artış” özünü merkeze almalıdır. “Haksız artış”, “sömürü payı”, “karşılıksız kazanç” veya “tefeci artışı” gibi ifadeler, kavramı açıklamak için kullanılabilir. Daha radikal bir yaklaşım, riba’nın Türkçede olduğu gibi (“riba”) kullanılması ve anlamının bu şekilde öğretilmesi olabilir. Bu, kavramın yabancılaştırılarak özgün anlamının korunmasını sağlayabilir.

Sonuç olarak, riba, fā’id ve fā’iz üçgeninde yaşanan bu kavramsal karmaşa, sadece dilsel bir mesele değil, aynı zamanda dini bir metnin anlaşılmasına dair metodolojik bir soruna işaret etmektedir. Kur’anî kavramların, yüzeysel benzerlikler veya yerleşik alışkanlıklar üzerinden değil, köken, kullanım sıklığı ve bağlam analizi ile derinlemesine incelenmesi zaruridir. “Riba”nın gerçek anlamını keşfetmek, onu yanlış bir kelime kabuğundan kurtarmakla başlayacaktır. Bu da, İslam’ın iktisadi öğretilerini daha sahih bir şekilde anlama ve çağdaş dünyaya taşıma çabasının ilk ve en önemli adımlarından biridir.

water falls in the forest

Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.

kuranevreni610@gmail.com