Men Şart Edatı: مَنْ
ahmetsogutcu@gmail.com
GRAMER NOTLARI
Ahmet Söğütçü
3/9/20269 min read
Men Şart Edatı: مَنْ
Men şart edatı aynı zamanda ismi mevsul veya soru edatı olarak da kullanılabilir. Bunlardan hangisinin olduğu (şart edatı, ismi mevsul ve soru edatı) bağlam ve gramatik yapının bilinmesiyle olur.
Men edatı tüm kullanımlarda (şart edatı, ismi mevsul ve soru edatı) akıllı varlıklar için kullanılır (İnsan, Cin, Melek vs). Fakat bir takım belagi/edebi sebeplerle akılsız varlıklar için de kullanılabilir. Bu konuyu aynı durumla alakalı olan ismi mevsullerde daha sonra değinilecektir. Türkçeye çeviride cümledeki konumuna, bağlama ve Men şart edatından sonra gelen fiilin anlamına göre;
kim yaparsa/ederse, kime yaparsa/ederse, kimi yaparsa/ederse şeklinde çevrilir.
Tüm şart edatlarında olduğu gibi cümle başına önce edat, sonra açık veya gizli (takdiren) bir fiil gelir.
Men Şart edatı olarak kullanımı ve özellikleri hakkında ayet örnekleri:
وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ اَنْ تَمُوتَ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِ كِتَابًا مُؤَجَّلًاۜ وَمَنْ يُرِدْ ثَوَابَ الدُّنْيَا نُؤْتِه۪ مِنْهَاۚ وَمَنْ يُرِدْ ثَوَابَ الْاٰخِرَةِ نُؤْتِه۪ مِنْهَاۜ وَسَنَجْزِي الشَّاكِر۪ينَ
Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret mükâfatını isterse, ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız. (Diyanet İşleri Meali, Ali İmran/145)
Yukarıdaki ayete dikkat edilirse 2 adet Men şart edatı kullanılmıştır.
Men şart edatı cümlenin her zaman başında olur ve kendisinden sonraki fiil muzari fiil ise cezmetmiştir. Dikkat edilirse fiil "yuridu" değil "yurid" şeklinde cezmedilmiştir.
Şart cümleleri şart cümlesi ve cevap cümlesi olarak iki bölümden oluşur.
Cevap cümlesi, şartın gerçekleşmesi durumunda ne olacağını bildiren ifadeye denir.
Cevap cümleleri genel olarak ve teknik olarak şart cümlelerinden sonra gelir. Ancak bazen şart cümlelerinden sonra cevap cümlelerinin olmadığı görülür. Bu durumda şart cümlesinden önce söylenen ifadeden veya bağlamdan cevap cümlesi takdir edilebileceğinden boş bırakılır. Buna dair de örnek verilecektir.
Yukarıdaki ayette cevap cümleleri de muzari fiille başlamıştır. "Nu’tihi" ifadesi cezimlidir. Eğer cezimli olmasaydı "nu’tihi" değil "Nu’tiyehu" şeklinde yazılır ve okunurdu ancak illetli fiildeki (illetli fiil hakkında açıklamalara bakınız) "ya" harfi, cezm sebebiyle hazfolmuştur (düşürülmüştür).
Yine bu kurallar sayesinde bağlama bile bakılmadan Men edatının ismi mevsul veya soru edatı değil, şart edatı olduğunu anlıyoruz.
Men okunur okunmaz sonrası okunmadan, sıra gelmeden bunlardan hangisi olduğu bilinemeyeceği gibi gramatik yapı ve bağlam olmadan kendisinden sonraki cümlede fail mi meful mü (özne/kim, nesne/kime, kimi) olduğu tespit edilemez.
Bir Arap "men" dediği anda okuyan veya dinleyen onun soru mu soracak, ismi mevsul ile mi söz başladı yoksa şart edatı mı kullanacak, eğer şart edatı kullanacaksa cümlede fail mi meful mü olacağı anlaşılamaz. Bunlar sonrasında kullandığı ifadelerin gramatik/irab yapısı ve bağlamın neticesinde tespit edilir.
Yukarıdaki ayette men edatından sonra muzari fiili cezmetmesi sebebiyle, bunun şart edatı olan men şart edatı olduğu bilinir. Sonrasında fiiin nesnesi mansub olarak (sonu fethalı) sevabEddünya (merfu olarak sevabUddünya değil) olduğu için Men şart edatı/isminin cümlede fail olarak kullanıldığı da anlaşılır.
Konuyla ilgili özelliklerin bilinmesi açısından Kurandan farklı bir örnek:
وَمَنْ يَهْدِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ مُضِلٍّۜ اَلَيْسَ اللّٰهُ بِعَز۪يزٍ ذِي انْتِقَامٍ
Allah, kimi de doğru yola iletirse, artık onu saptıracak hiç kimse yoktur. Allah mutlak güç sahibi, intikam sahibi değil midir? (Diyanet İşleri Meali, Zumer/37)
Zumer 37. ayete bakarsak Ali İmran 145' deki örnekteki gibi Men edatının şart edatı olduğu ancak Men şart edatı/isminin cümlede fail değil meful konumda olduğu görülecektir. Burada çeviri “kim” değil “kimi” şeklinde çevrilmesi gerekmektedir. Çünkü şart fiili olan yehdi şart fiilinin faili AllahU kelimesidir. Bu durumda men meful konumundadır.
Yine şart edatı Men'in, şart fiili muzari fiil olduğu için her zaman cezmedilmesi gerektiği gibi cezmedilmiştir. Eğer cezmedilmiş olmasaydı "yehdiye" şeklinde okunup yazılacak olan fiil yine illetli fiil olması sebebiyle cezmedilince ya illet harfi hazfolmuştur/düşürülerek "yehdi" şeklinde kalmıştır.
Diyanet çevirisindeki -de bağlacı önceki ayetteki bağlam sebebiyle cümleye ilave edilmiştir. Normalde bağlam dışı çeviri : “Allah, kimi doğru yola iletirse artık onu saptıracak hiç kimse yoktur” şeklindedir.
Zumer 37’nin Ali İmran 145'den bir başka farkı da, cevap cümlesinin fiille değil, isimle başlaması sebebiyle araya "fa/fe" edatının girmesidir. Bu da şart cümlesinden sonra fiil değil de isim cümlesi gelirse araya "fa" edatının girmesi kuralı gereğidir.
Verilen 2 örnekte farklılıkları ve benzerlikleri gözden geçirildiğinde iki örnekte de şart fiillerinin muzari fiil olduğu görülecektir.
Şimdi mazi fiil olan örnekle bu konuya devam edelim.
اِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَٓائِرِ اللّٰهِۚفَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ اَوِ اعْتَمَرَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِ اَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَاۜ وَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْرًاۙ فَاِنَّ اللّٰهَ شَاكِرٌ عَل۪يمٌ
Şüphesiz Safa ile Merve, Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse, bunda bir günah yoktur. Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah onu bilir, karşılığını verir. (Diyanet İşleri Meali, Bakara/158)
Bu ayette de 2 adet men şart edatı vardır. Fakat burada men edatının şart edatı olduğu şart fiili olan mazi fiilden değil (çünkü mazi fiiller mebnidir yani gramatik/irab konumlarına göre yazım ve okunuş formunda değişme olmaz) cevap cümlesi olan isim cümlesinin başına cevap fa’ sının girmesiyle anlaşılmaktadır.
Cevap fa’sının cevap cümlelerinin başına gelmesiyle ilgili olarak çeşitli durum ve kurallar, tüm şart edatları hakkındaki bilgiyle alakalıdır. Men şart edatına özgü bir konu değildir.
Şart Cümlesinin İrabı:
Şart Cümleleri iki durumdan biri olarak irab edilir. Bu durum diğer şart edatı olarak kullanılan "Ma" ve "Mehma" şart edatları için de geçerlidir.
Nasıl irab alacağını bilmek için kullanılan yöntemler aşağıda açıklanmıştır.
1- Men Şart İsmi Müpteda + Şart Fiili cümlesi Haber
a) Şart edatından sonra gelen fiil aşağıdaki gibi lazım/geçişsiz bir fiilse bu durumda Men şart edatı Müpteda geri kalanı haberdir.
Ör:
مَنْ يَجْتَهِدْ يَنْجَحْ
Kim çaba gösterirse, başarır.
مَنْ : Mübteda (mahallen merfu)
يَجْتَهِدْ :Haber, fiil cümlesi, fiilin faili Men şart ismidir
. يَجْتَهِدْ fiili lazım bir fiildir.
cevap cümlesi çeşitli gramatik yapılarda/irablarda olabilir. Burada fiil "yencah" cümlesidir.
Burada aynı şartlara haiz olmasına rağmen şart fiilinin failinin Men şart edatı olmadığı başka bir örnek daha verilecektir. Zira bu konuda Arapçayı yeni öğrenen kişilerde şart fiilinin genellikle failinin Men şart ismi olması nedeniyle bu sanki bir kural gibi anlayanlar vardır. Halbuki bu ve daha sonraki örneklerde de görüleceği üzere böyle bir kural yoktur. Men şart edatı nasıl irab edilirse edilsin şart fiilinin faili olabildiği gibi mefulü de olabilir hatta müpteda olduğu durumda kendisine raci zamir irabtan mahalli olmayan bir öğe bile olabilir.
فَمَنْ ثَقُلَتْ مَوَاز۪ينُهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Artık kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. (Diyanet, Muminun 102)
Bu ayette Men şart edatı Mübtedadır ve şart cümlesinin devamı da haberdir. Görüleceği gibi şart fiili sekulet fiilinin faili men şart edatı değildir. Aynı zamanda bu fiil lazım fiil olup mefulün bih sarih (harfi cersiz meful) almaz. Yine mefulün bih gayri sarih (harfi cerli meful) alabileceği halde bu da yoktur. Men şart ismine dönen zamir şart fiilinin faili olan "mevazin" kelimesinin muzafun ileyhi olan hu zamiridir. Bu zamirin kelimeyi marife yapmak (isim tamlaması yaparak) dışında bir görevi yoktur yani irab yönünden hiçbir etkisi yoktur. Dolayısıyla gramer kitaplarında konuyla ilgili açıklamalar ve verilen örneklerin benzer, yeterli sayıda ve çeşitte olmaması sebebiyle Arapçayla ve özellikle Kuran’ın grameriyle yakından ilgilenen kişilerde bu konuyla ilgili çeşitli mecralarda kafa karışıklığı yaşamakta ve bilgi eksikliği bulunmaktadır. Muminun 102'nin benzeri olan bir yapı için Araf 8. ayete de bakılabilir.
b) Şart edatından sonra gelen fiil müteaddi/geçişli bir fiil ve mefulü de gizli ya da açık olarak Men dışında bir varlıksa bu durumda da Men şart edatı Müpteda, geri kalanı ise haberdir.
Ör:
فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُۜ
Artık Kim zerre miskal hayır işlerse, onu görür. (Zilzal 7)
مَنْ : Mübteda (mahallen merfu)
يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا : Haber, fiil cümlesi, fiilin faili Men şart ismidir. "yağmel" fiili müteaddi bir fiildir. "miskal" kelimesi mefuldür, "yağmel" fiilinin mefulüdür.
c) Şart edatı Men’den sonra nakıs bir fiil gelirse bu durumda da Men Müpteda olur.
Ör:
قُلْ مَنْ كَانَ عَدُوًّا لِجِبْر۪يلَ فَاِنَّهُ نَزَّلَهُ عَلٰى قَلْبِكَ بِاِذْنِ اللّٰهِ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَهُدًى وَبُشْرٰى لِلْمُؤْمِن۪ينَ
De ki: 'Cibril'e kim düşman ise, (bilsin ki) gerçekten onu (Kitabı), Allah'ın izniyle kendinden öncekileri doğrulayıcı ve mü'minler için hidayet ve müjde verici olarak senin kalbine indiren O'dur. (Ali Bulaç Bakara 97)
Bu ayette Men şart edatı Mübteda, sonrasında kane ile başlayan cümle haberdir. Burada kane’nin İsmi, müstetir/gizli huve zamiridir ve bu zamir de Men şart edatına racidir.
Bu konuda yanlış anlaşılmaya mahal olmaması için başka bir örnek daha verilecektir. Zira kane nakıs fiilinin ismi Men şart edatına dönen raci zamir olmak zorunda değildir, Men şart edatının müpteda ve haberinde farklı öğeler bulunması halinde, mefulün bih (harfi cersiz meful) ya da mefulün bih gayri sarih (harfi cerle meful) olarak raci zamirle gelmesi de mümkündür.
وَمَنْ يَكُنِ الشَّيْطَانُ لَهُ قَرينًا فَسَٓاءَ قَر۪ينًا
...Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştır. (Nisa.38)
Yukarıdaki ayette görüleceği üzere men şart edatı Mübteda olmasına rağmen, haberi olan Şart fiili/nakıs fiil olan "yekun" kelimesinin ismi Şeytan’dır. Haberde lehu ifadesindeki hu zamiri "karin" kelimesine dönmektedir.
d) Şart fiili müteaddi bir fiilse ve mefulü de Men şart edatına dönen raci bir zamir olursa Men müpteda olur. (Kuran’da buna uygun örnek bulunamadı)
مَنْ تَحْتَرِمْهُ أَحْتَرِمْهُ
Kime saygı gösterirsen, ben de ona saygı gösteririm.
Burada da şart edatı Men Müpteda, sonrasındaki şart fiili olan cümle ise haberdir.
Burada şunu hatırlatmakta fayda var. Men şart edatı yukarıdaki örnekteki gibi olduğunda (d maddesindeki) iki şekilde irab edilebilmektedir. Birincisi Men Mübteda, diğeri mahzuf (hazfedilmiş-düşürülmüş) bir fiilin mefulü olarak irab edilir.
2- Şart edatının Mefulun Bih olarak fiil cümlesinin öne geçmiş meful olduğu durum:
Burada dikkat edilmesi gereken durum şart fiilinin, men şart edatına raci bir zamiri meful olarak almamasıdır. Yani fiil Fiil Müteaddi ve fiilin mefulü de zamir olarak men şart edatına dönen raci bir zamirse - d) maddesindeki gibi- dönüyorsa bu durumda Men (iştigal konusuna dahil olarak) Mübteda olur. Ancak fiil müteaddi ve Men öne geçmiş meful olarak kendisine dönen zamir bulunmuyorsa bu durumda Men şart edatı mefulün bih olarak irab edilir.
Ör:
مَنْ تُجَاوِرْ فأَحْسِنْ إلَيْهِ
Kime komşuluk edersen, ona ihsan et/iyilikte bulun.
مَنْ : Mefulun Bih (Mahallen mansub)
تُجَاوِرْ: Şart fiili (faili ente/sen)
فأَحْسِنْ إلَيْهِ: cevap cümlesi çeşitli gramatik yapılarda/irablarda olabilir (cevap fa’sı, emir fiil+ harfi cer ve Men şart ismine dönen zamir)
Konuyla Alakalı Bir Problem:
Bazen söz öbeğinde kelimelerde ortaya çıkan irabtan, bu irab gerek yazıda olsun ya da söz olarak konuşmada olsun Men şart edatının şart edatı olduğu gramer/irab yönüyle net biçimde ortaya çıkamadığı durumlar olabilir. Örneğin;
مَنْ اِجْتَهَدَ فَهُوَ نَجَحَ
Kim çalıştıysa, işte o kazanmıştır. (Men: şart edatı)
Kim çalıştı? O halde o kazanmıştır. (Men: soru edatı)
Çalışan kimse, işte o kazanmıştır. (Men: ismi Mevsul)
Yukarıdaki cümle ister harekesiz olarak yazıda yazılmış olsun ister konuşmada harekelerin açığa çıkmasıyla söylenmiş olsun gramer olarak konuşmacının hangisini tercih ederek konuştuğu bağlamsız bilinemez. Bu durumda belirleyici olan yazıda ve konuşmada bağlamdır. Konuşmada ses tonu ve mimiklerin de eşlik etmesi konuşan kişinin şartlı bir cümle mi kurduğu, soru mu sorduğu yoksa Men edatını ismi mevsul manasında mı kullandığını bilmek mümkün olabilir.
Aynı zamanda bağlam, bu sözden önce ve sonra kullanılan ifadelerden de faydalanarak bilinebilir. Bu gibi durumlar Kuran’da da rastlanabilmektedir. Bazen cümledeki öğelerin irabından men kelimesinin şart edatı mı, soru edatı mı yoksa ismi mevsul mu olduğu konusunda tereddütler yaşanabilir. Bu gibi durumlarda bağlamın belirleyici olduğu unutulmamalıdır. Örneğin şu ayeti inceleyelim.
فَمَنْ عُفِيَ لَهُ مِنْ اَخ۪يهِ شَيْءٌ فَاتِّبَاعٌ بِالْمَعْرُوفِ وَاَدَٓاءٌ اِلَيْهِ بِاِحْسَانٍۜ
Ancak öldüren kimse, kardeşi (öldürülenin vârisi, velisi) tarafından affedilirse, aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. (Diyanet Meali, Bakara178)
Bu ayette فَمَنْ عُفِيَ لَهُ مِنْ اَخ۪يهِ شَيْءٌ ifadesinde bizim kanaatimizce bağlama uygun olarak (hemen hemen tüm meal ve tefsirlerde de aynı şekilde) Men edatı, şart edatı olarak görülmüş ve anlaşılmıştır. Ancak bazı irablarda (irab incelemesi yapan kitaplarda) kabul görmeyen ikinci bir görüş olarak Men edatının ismi mevsul olduğu yönünde de bilgilere rastlanır. Ancak bu bize göre şu sebeple doğru değildir. Eğer ismi mevsul olursa affetme şart değil zorunluluk gibi olurdu. Halbuki öldürülen kişilerin yakınları isterse affeder ve diyet alır isterse de kısas isteyebilir. Bağlama uygun olan burada Men ifadesinin şart edatı olmasıdır. İsmi mevsul olarak tercih edilirse de manada büyük oranda farklılık olmayacak ancak men ismi mevsulü ile gelmesi sanki başka bir ihtimalin bulunmaması ihtimaline açık olduğundan yanlış anlaşılmaya sebebiyet verebilir. Halbuki şart edatı olduğunda zorunluluk ihtimali tamamen ortadan kalkar. Ayette soru edatı olmayacağı bağlam sebebiyle gayet açık olduğu için bunu zikretmeye gerek yoktur.

Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.
kuranevreni610@gmail.com
