Ramazan Ayı'nın Kurana Göre Tespiti Hususunda Üretilen Spekülasyonlara Cevap

ahmetsogutcu@gmail.com

AHMET SÖĞÜTÇÜ

Ahmet Söğütçü

11/16/20254 min read

Kur'an'da ismi zikredilen tek ay olan Ramazan ayının hangi ayda olduğuna dair özellikle Kurancı olduğu iddiasına sahip bir takım kişiler tarafından kelimenin sözlük anlamları ve Güneş takvimine göre belirlenmesi yolunda bir takım iddialarla son zamanlar karşılaşmaktayız. Halbuki Kuran'da ayların Ay'ın hareketlerine göre belirlendiğine dair açık ayetler vardır.

هُوَ الَّذٖى جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَٓاءً وَالْقَمَرَ نُورًا وَقَدَّرَهُ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّنٖينَ وَالْحِسَابَؕ مَا خَلَقَ اللّٰهُ ذٰلِكَ اِلَّا بِالْحَقِّؕ يُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ ﴿٥﴾

O (Allah), güneşi ışık kaynağı ve ayı da aydınlık (nur) kılandır. Ve ona (kamere) bir takım duraklar takdir etti ki böylece senelerin sayısını ve hesabı (zaman hesabı) bilebilesiniz. Allah bunları ancak hak ile yarattı. Bilen bir topluluk için ayetlerini açıklıyor. (Yunus, 5)

Bu ayette görüldüğü gibi senelerin ve zamanın hesabı kamere yani Ay'a göre belirlenmiştir. Ayette senelerin sayısını ve hesabı için takdir edilenin güneş değil de Ay olduğu "kadderaHU" ifadesindeki hu zamirinden anlaşılmaktır. Eğer kastedilen Güneş olsaydı "kadderaHA" şeklinde gelmesi gerekirdi çünkü Güneş, Arap dilinde müennes (dişil), Kamer (Ay) ise müzekkerdir (erildir). Başka kanıtları bulunsa da yılların sayısı ve hesabı için Güneşin değil Kuran'da Ay'ın ölçü alındığı sadece bu ayet üzerinden sabittir. Dolayısıyla oruç veya hac gibi zamanları bilmenin yolu Ay'ın hareketleridir.

Ramazan ayının Ay takvimi içinde nasıl bilineceği sorusu esasında anlamsız ve gereksiz bir sorudur. Çünkü bu soru Ramazan ayının yerinin değiştirildiği veya kaydırılma ihtimali bulunduğuna dair bir varsayımı gerektirir. Ramazan ayının yerinin birileri tarafından karıştırılarak başka bir aya taşındığını iddia etmek veya buna ihtimal vermek de bizi iki akıl dışı varsayımdan birine götürür: Ya dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan bütün Müslümanların herhangi bir T zamanında 12’ye kadar saymayı bilmiyorlardı ya da yılın 12 ay olduğunu bilmediklerini düşünmek gerekir. Bunlardan biri doğru olmadıkça Ramazan’ın başka bir aya kaydırılmış olduğu iddiası kendi kendini çürütmektedir. Bu sebeple Ramazan ayı, Kur’an’da değiştirilmesi neredeyse en imkânsız sabitelerden biridir. Ramazan ayının yeri, ilgili ayette geçen ayetin Kuran'a ait bir ayet olduğunun kesinliğinden daha az kesin değildir.

Şayet farklı coğrafyalarda milyonlarca Müslümanlar, tarihin bir döneminde hem ayların sayısını hem sırasını bilmiyordu veya unuttu ve bunu fırsat bilen gizli güçler Ramazan’ın yerini gizlice kaydırdıysa, bu olağanüstü bir senaryo olurdu. Bu ihtimal makul geliyorsa şüphe etmek anlaşılabilir fakat böylesi bir akıl yürütmeye katılmak akla hakarettir.

Kuran'da Ramazan ayı oruç ibadetinin farz kılındığı özel bir zamandır ve Kur’an’da adı geçen tek aydır. Bakara 185’te Ramazan ayının, Kur’an’ın indirildiği zaman dilimi olduğu ve bu aya ulaşanların oruç tutması gerektiği açık bir ifadeyle bildirilmiştir. Dolayısıyla Ramazan hem ismiyle hem de işleviyle Kur’an’da belirlenmiş özel bir ibadet ayıdır. Ramazan’ın sabitliği, Ay takviminin esas alınmasıyla güvence altına alınmıştır. İslam’dan önce Arap toplumunda nesi' adı verilen bir sistemle ayların yerleri mevsimlere göre kaydırılıyor ve takvim manipüle edilebiliyordu. Kur’an bu uygulamayı kaldırarak ayların doğal seyir içinde bırakılmasını emretmiştir. Böylece Ramazan her yıl on gün kadar geri giderek bütün mevsimleri dolaşır ve zamanın herhangi bir dönemine sabitlenmez. Bu hem ibadetin eşit şartlarda farklı şekillerde tecrübe edilmesini sağlar hem de herhangi bir otoritenin takvime müdahale etmesinin önünü kapatır.

Ay takviminin en dikkat çekici yönü, hiçbir hesaplamaya ihtiyaç duymadan yalnızca gökyüzüne bakarak ibadet zamanlarını belirleme imkanı sunmasıdır. Hilalin görülmesiyle ay başlar, bu netlik her Müslümana eşit bilgi sağlar. Dolayısıyla Ramazan’ın başlangıcını anlamak için herhangi bir astronomik otoriteye ya da karmaşık takvim teorilerine ihtiyaç yoktur; gökyüzüne bakmak yeterlidir.

Tarih boyunca Ramazan’ın yer değiştirdiğine dair hiçbir iz yoktur. Hilalin görülmesi sebebiyle bazı bölgelerde başlangıç bir gün önce veya sonra olmuştur fakat bu fark asla bir aya kadar ulaşmamıştır, ulaşamaz. İslam coğrafyasının çok geniş olmasına rağmen Ramazan’ın ay takvimi içinde korunmuş olması, bu ibadetin sağlıklı şekilde nesilden nesile aktarılmış olduğunu gösterir. Eğer Güneş takvimine bağlı olsaydı her 10 yılda yapılan 1 günlük sapma bile yüzlerce yıl sonra büyük bir kaymaya sebebiyet verirdi . Halbuki Ay takvimi kendini sürekli yenileyerek doğal bir döngü oluşturur, hataları telafi edecek görsel imkanlar sunar.

Ramazan’ın mevsimler arasında dolaşması da sadece astronomik bir durum değil, aynı zamanda İslam’ın evrensel yapısının bir parçasıdır. Kimi zaman uzun yaz günlerinde, kimi zaman soğuk kış sabahlarında tutulması, ibadetin farklı şartlarda tecrübe edilmesini sağlar. Bu çeşitlilik, Müslümanların aynı ibadeti farklı zorluklarla yerine getirmesini mümkün kılar ve evrensel bir eşitlik oluşturur.

Sonuç olarak Ramazan ayının tespiti, Kur’an’ın belirlediği açıklık ve sadelik ilkesi üzerine kuruludur. Ayın görünmesiyle başlayan doğal ve herkes için erişilebilir bir sistem vardır. Takvimi belirlemek için özel bilgilere sahip olmaya gerek yoktur; gökyüzü herkese açıktır ve bunu herkes test edebilir. Tarih boyunca küçük farklılıklar yaşansa da Ramazan’ın bir başka aya kayması gibi bir problem asla ortaya çıkmamıştır ve çıkmasına da teorik olarak bile imkan ve ihtimal yoktur. Dolayısıyla Ramazan’ın yerinin değiştiğini iddia etmek, bütün Müslümanların yüzyıllar boyunca hem ayların sayısını hem de sırasını unuttuğunu kabul etmekle mümkündür ki bu senaryoyu mümkün görmek ancak kötü niyet değilse aklını yitirmişliğin bir göstergesi sayılabilir.