Yusuf Suresi 31. Ayet Bağlamında Bi ب Harfi Cerinin Anlamı Üzerine

kuranevreni610@gmail.com

Kurban Mecid

11/28/20252 min read

فَلَمَّا سَمِعَتۡ بِمَكۡرِهِنَّ أَرۡسَلَتۡ إِلَيۡهِنَّ وَأَعۡتَدَتۡ لَهُنَّ مُتَّكَ‍ٔٗا وَءَاتَتۡ كُلَّ وَٰحِدَةٖ مِّنۡهُنَّ سِكِّينٗا وَقَالَتِ ٱخۡرُجۡ عَلَيۡهِنَّۖ فَلَمَّا رَأَيۡنَهُۥٓ أَكۡبَرۡنَهُۥ وَقَطَّعۡنَ أَيۡدِيَهُنَّ وَقُلۡنَ حَٰشَ لِلَّهِ مَا هَٰذَا بَشَرًا إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا مَلَكٞ كَرِيمٞ٣١

Kadın, bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. (Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her birine birer de bıçak verdi ve Yûsuf’a, “Çık karşılarına” dedi. Kadınlar Yûsuf’u görünce, onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. “Hâşâ! Allah için, bu bir insan değil, ancak şerefli bir melektir” dediler. (Yusuf 31)

Bu ayette Azizin karısının, kadınların tuzaklarını işitmesi anlatılırken kullanılan “bi mekrihinne” ifadesindeki bi harfi cerinin manaya kattığı anlam üzerinde biraz duracağız. Genelde bi harfi ceri için zaid denilerek üzerinde pek durulmaz. Kelime harfi cersiz olarak gelseydi de aynı anlam verilecek olup, böylelikle bi harfi cerinin manaya kattığı anlam anlaşılamamaktadır. Ne var ki Kuranda ziyade yani fazlalık sayılabilecek bir kelimenin ya da harfin olabileceğini varsaymak mutlak Hakkı söyleyen Allah için düşünülmemesi gereken bir durumdur. Bi harfi cerinin kullanılmasından şu çıkarımlar yapılabilir;

1- Bi harfi ceri bir işin bir vasıta ile yapıldığı anlamını katar.

قَٰتِلُوهُمۡ يُعَذِّبۡهُمُ ٱللَّهُ بِأَيۡدِيكُمۡ وَيُخۡزِهِمۡ وَيَنصُرۡكُمۡ عَلَيۡهِمۡ وَيَشۡفِ صُدُورَ قَوۡمٖ مُّؤۡمِنِينَ١٤

Onlarla savaşın ki Allah sizin elinizle onları azablandırsın, rezil etsin ve sizi üstün getirsin de müminlerin gönüllerini ferahlandırsın, kalblerindeki öfkeyi gidersin. Allah dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah Bilendir, Hakimdir (Tevbe14)

Ayetteki “bi eydihim” ifadesi onlara, Allah’ın azabının sizin eliniz vasıtasıyla geleceğini bildirmektedir.

Konumuz olan ayete dönersek Azizin karısı kadınların dedikodusunu onlardan doğrudan işitmemiş bir vasıta ile duymuştur diyebiliriz. Yani ona bu haberi başkalarının naklettiğini anlayabiliriz.

2- Eğer ifade سَمِعَتْ مَكْرَهُنَّ olarak harfi cersiz gelseydi bu, Azizin karısının haberi doğrudan ve tek seferde işitmiş olduğu anlamına gelirdi. Vasıta ile işittiğine göre müteaddid seferler işitmiş olabilir demektir.

3- Haberi kendisi işitmiş olsaydı olayı harfiyyen duymuş olurdu. Ancak nakille geldiği için konuşulanların tamamını değil belki bir parçasını işitmiş oldu. Burada bi harfi ceri bütünün bir cüz’üne delalet eder.

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا قُمۡتُمۡ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ فَٱغۡسِلُواْ وُجُوهَكُمۡ وَأَيۡدِيَكُمۡ إِلَى ٱلۡمَرَافِقِ وَٱمۡسَحُواْ بِرُءُوسِكُمۡ وَأَرۡجُلَكُمۡ إِلَى ٱلۡكَعۡبَيۡنِۚ …٦

Ey İnananlar! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, -başlarınızı meshedip- topuk kemiklerine kadar ayaklarınızı yıkayın… (Maide 6)

Örneğin bu ayette yüzünüzü ve kollarınızı yıkayın derken yüz ve kollar harfi cersiz doğrudan fiile izafe edilmişken başınızı meshedin derken baş bi harfi ceri ile fiile bağlanmıştır. Başın bir parçasının meshedilmesinin yeterli olması görüşü de bu harfi cerin cüz ifade etmesinden çıkarılmaktadır.

4- Haberin vasıta ile nakledildiği düşünülürse bu haberin mutlak doğruluğundan bahsedilemez. Çünkü nakledilen haberin tahrife uğrama olasılığı vardır. Özellikle haberi nakledenler olayın bir tarafı ise. Ayrıca nakil dikkat ve titizliği azaltabileceği için özellikle Azizin karısı gibi yönetici sınıfından üst düzey insanlarla ilgili olursa abartılı anlatımlar söz konusu olabilir.

5- İşitme doğrudan olsaydı bu bir hadisede belli bir yer ve zamanda gerçekleşirdi. Ancak nakil yoluyla öğrenme olunca farklı zamanlarda mütemadiyen bir dönem zarfında duyumların söz konusu olduğu anlaşılmaktadır.

6- Azizin karısı bu duyumları doğrudan tek seferde değil de bir dönem zarfında aldığı için kadınların hilelerine karşı tedbir alabilecek yeterli süreyi bulmuş olmalıdır.

Buradan da anlaşılıyor ki Allah’ın kelimelerine boş gereksiz fazlalık olarak bakılamaz. Anlamak için çabalamak gerekir. Allah en doğrusunu bilir.