Zebur Nedir?
ahmetsogutcu@gmail.com
AHMET SÖĞÜTÇÜ
Ahmet Söğütçü
12/3/20255 min read
Bu yazıda Zebur kelimesinin “bir bütünü meydana getiren uyumlu parçalara” verilen isim olduğu ve zeburun da sadece özel olarak bir kitaba verilen ad değil, ilahi kitapları meydana getiren “öncekiyle uyumlu parçalara veya bölümlere” verilen isim olduğu gösterilmeye çalışılacaktır.
Kuran’da pek çok kez geçen ve özel olarak da Davud’a (as) nispetle kullanılan “zebur” kelimesi hakkında tarih boyunca gerek sözlük anlamları gerekse de muharref Tevrattaki Mezmurlar bölümüne bakılarak çeşitli yorumlar yapılmıştır. Bu yazıda doğrudan Kuran’daki anlamının ne olduğu tespit edilmeye çalışılacak olup hakkında söylenen farklı yorumlara yer verilmeyecektir. Zira bu konuda zaten söylenen şeyler tatmin edici bir çerçeveye sahip olmadığı düşüncesi ile konunun tekrar ele alınması gereği duyulmuştur.
Sadece kabaca konuyla ilgili kısmen bu yazıda uyuşan veya uyuşmayan yanlarıyla bugüne kadar Zebur hakkında gerek Davud’a verilen kitabın özel adı olarak meşhur olması gerekse de Davud (as) ile bağlantısı olmayan ayetlerde yine Mezmurlara bakılarak yapılan çıkarımla ilahi kaynaklı hüküm içermeyen ilahi sözler veya yazılar şeklinde genel olarak ifade edilen açıklamalar etrafında döndüğünü hatırlatalım. Fakat bu sırf yönleriyle konuyla ilgili ayetlere bakılınca kafa karışıklığını artmaktadır.
Zebur kelimesinin sözlüklerde yazı, kitap, yazılı kağıt, bölüm, parça, demir kütlesi anlamları vardır. Kur’an’da ise mananın sözlüklerde de geçen manalarla da uyumlu olarak ve yazının girişinde ifade edilen “bir bütünü meydana getiren uyumlu parçalar” şeklindeki anlaşılması gereken tarife nasıl ulaşıldığı ile ilgili ayet örneklerine bakılacaktır.
فَـتَقَطَّـعُٓوا اَمْرَهُمْ بَيْنَهُمْ زُبُراًۜ كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ
Onlar işlerini aralarında bölümler/zuburen halinde parçalara ayırdılar. Her grup yanlarındakiyle sevindi.(Muminun 53)
Bu ayette insanların dini ve dini mükellefiyetleri ile ilgili olarak, esasında her biri diğerini tamamlayan ve bir bütün olan dini (dünyevi ve itikadi) işlerini, görevlerini parçaladığından bahsetmektedir. Tabiri caizse aynı ve tek bir din üzerinde çeşit çeşit asli özünde koparak yeni dinler meydana getirmişlerdir. Ayetteki zuburen kelimesine bazı mealler doğrudan kitaplar manası vermiştir ancak bu tam olarak doğru değildir. Çünkü zuburen ifadesi cümlede haldir. Hal olması ya işlerini bölenlerin yani failin halidir ya da emrehum kelimesindeki mefulun halidir. İki durumda zuburen ifadesinde bir bütünden ayrılan veya bir bütüne bağlı parça, bölüm manası açığa çıkmaktadır.
اٰتُون۪ي زُبَرَ الْحَد۪يدِۜ حَتّٰٓى اِذَا سَاوٰى بَيْنَ الصَّدَفَيْنِ قَالَ انْفُخُواۜ حَتّٰٓى اِذَا جَعَلَهُ نَاراًۙ قَالَ اٰتُون۪ٓي اُفْرِغْ عَلَيْهِ قِطْراًۜ
Bana demir kütlelerini (zuber) getirin. Ta ki iki tepe arasını eşitleyince dedi ki: Körükleyin! Nihayet onu bir kor haline getirince, “getirin üzerine katran boşaltayım”. (Kehf, 96)
Bu ayette de Zülkarneyn iki tepe arasını demirden bir sedle kapatmak için yardım ettiği kavimden, demir kütleleri istemektedir. Sed inşaası için getirilen demir kütlelerinin seddi meydana getirmesi için yani bütünü oluşturması için birbiriyle uyumlu olması gerekir. Rastgele bir yığın değil, düzenli bir kenetlenme ile demir kütleleri kor haline geldiğinde birbirine kaynar ve sed oluşur. Yine seddin üstüne erimiş bakır veya katran döküldüğünü görüyoruz. Mealde katran diye çevirmeyi tercih ettik çünkü bu seddin yüzeyini koruyucu, sertleştirici bir etkiye sebep olur. Ancak konumuzla alakası olan kısım “zuber” kelimesidir.
Örneğin Arapçada “zebere lbi’re” kuyuyu ördü manasına gelir. Bilindiği gibi kuyular taşla örülür ve yapısal olarak taşlar inşa edilen yapıya uygun biçimde kesilir ve birbirine kenetlenir.
Öyle anlaşılıyor ki zbr kökü hangi bağlamda ele alınırsa alınsın, o bağlamda bahsi geçen bir bütünün veya meydana gelecek bir bütünün parçalarıdır.
Şimdi zebur kelimesinin ilahi vahiy veya kitap boyutuna odaklanabiliriz.
اِنَّٓا اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ كَمَٓا اَوْحَيْنَٓا اِلٰى نُوحٍ وَالنَّبِيّ۪نَ مِنْ بَعْدِه۪ۚ وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطِ وَع۪يسٰى وَاَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهٰرُونَ وَسُلَيْمٰنَۚ وَاٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ زَبُوراًۚ
Şüphesiz biz sana vahyettik Nuh'a vahyettiğimiz ve ondan sonraki Nebilere vahyettiğimiz gibi. Ve İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve resul torunlara (esbata); İsa’ya, Eyyübe, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’a da vahyettik. Davud’a da bir zebur verdik. (Nisa, 163)
Her ayetteki bir kelime ve konu elbette beraberinde başka soruları da getirmektedir. Allah’ın kitabı sahili olmayan derya denizdir. Bağlantıları ve hikmetlerinin sonunu getiremeyeceğimiz muhteşem bir organizma gibi çalışmaktadır. Ancak bu durumda konudan tamamen uzaklaşıp dönebilme imkanı olmadığı için nispeten ilgisi kısmen daha az olanları atlamak zorundayız. Bu ayette son cümleye odaklanıyoruz. “Davud’a da bir zebur verdik”. Pek çok meal ve tefsirde maalesef buradaki nekra ifade dikkate alınmadan Davud’a da Zebur’u verdik” şeklinde çevrilmiş ve anlaşılmıştır. Halbuki Davud’a verilen bir zeburdur. Yani bu sadece Davud’a verilmiş değil, Zeburlardan bir zebur da Davud’a verdik anlamındadır. Daha önce ifade ettiğimiz gibi zebur bir bölüm ve parça demektir ama bu parça veya bölümün çok önemli niteliğe bir bütüne ait olması, uyumlu olmasıdır.
وَرَبُّكَ اَعْلَمُ بِمَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَلَقَدْ فَضَّلْنَا بَعْضَ النَّبِيّ۪نَ عَلٰى بَعْضٍ وَاٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ زَبُوراً
Ve Rabbin göklerde ve yerde olan kimseleri en iyi bilendir. Kesinlikle Nebilerin kimini kimine göre üstün kıldık/fazlımızdan daha fazla verdik. Ve Davud’a da bir zebur vermiştik. (İsra, 55)
Bu ayette de görüleceği üzere Davud'a as verilen için özel bir isim olacak veya marife bir isimden değil herhangi bir zebur yani Zeburlardan bir zebur verildiği ifade edilmektedir. Bilindiği gibi Musa’ya verilen levhalardan sonra, gelen her resule bir bölüm veya parça ilahi vahiy gelmeye devam etmiş ve İsa’ya kadar gelen bu bütünün toplamına Tevrat denilmiştir. Zaten Tevrat kelimesinin kök anlamı da gerçekten arka arka gelme, ardışıklık köküyle ilintilidir. İşte bu bölümlerden ana kitaptaki veya kitabın bütünü içinde her resule verilen bu parçalara zebur denir. Zebur kitaptır ancak bu bütüne ait parça bir kitap veya bölümdür. Yani Tevrat, Musa’dan başlayarak İsa’ya kadar her resule verilen birikimli olarak bir bütüne ulaşan zeburlardan meydana gelmiştir.
وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِي الزَّبُورِ مِنْ بَعْدِ الذِّكْرِ اَنَّ الْاَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ
Kesinlikle Zikir’den sonra Zebur’da da bu Arza salih kullarım varis olacak diye yazdık. (Enbiya, 105)
Bu ayette kastedilen Zikir Musa’ya verilen kitaptır. Daha sonra Davud’a bir bölüm verilmiş ve bu böyle devam etmiştir. Davud’a verilen bölümün adının marife biçimde Ezzebur ismini almasının sebebi zeburun tek sahibi kendisi olduğu için değil temel kitab’a ya da Kuran’daki geçen ismiyle İmam Kitap olan Musa’nın Kitabına eklenen ilk bölüm olması sebebiyledir.
وَكُلُّ شَيْءٍ فَعَلُوهُ فِي الزُّبُرِ
Yaptıkları her şey Zeburlarda kayıtlıdır. (Kamer, 52)
Bu ayette de amellerin yazıldığı defterler, her şeyin kaydedildiği ana kitab’ın parçaları olan bölümlerde yapılan amellerin kayıtlı olduğu ifade edilmiştir.
Sonuç olarak Kuran’da bazen bütüne, bazen o bütünün parçasına yapılan vurgular vardır. Evvelkilerin Zeburlarından bahsedilir. Bunun en temel belagat gerekçesi olarak Allah’ın indirdiği her şeyin birbirinden bağımsız ve bağlantısız olmaması ile ilgilidir. Bazen bütün yerine parçalara yapılan vurgunun hikmetlerinden biri bu olsa gerek. Allah’ın dini ve kitabı gerek tarih boyunca, gerekse de elimizde Kuranla da bölümlere ayrılmıştır ancak her biri bir organizmanın organları parçaları gibidir. Aynı zamanda her bir parça bütünle uyumu dikkate alınarak Allahu teala tarafından hazırlanmıştır.
Özetle tekrar ifade edecek olursak, Zebur, Kur’an bağlamında sırf Davud’a özgü bir kitabın özel adı değil, Musa’dan İsa’ya gelen ve daha öncede peşisıra gelen resullerdeki gibi ardışık vahiy bütününü oluşturan uyumlu vahiy parçalarının genel adıdır.
Şüphesiz en doğrusunu Rabbimiz bilir.

Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.
kuranevreni610@gmail.com
